ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Çocuk İstismarı ve Psikolojik Etkileri

Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen her türlü davranış çocuk istismarı olarak tanımlanır. Çocuk istismarında kullanılan yöntemler güç kullanmak, korkutmak-tehdit etmek ya da kandırmaktır.

Çocuk istismarı çok yaygın bir sorun olup, yaş, cinsiyet, sosyoekonomik sınıf, etnik köken, kültür, gelenek, ırk, mezhep, din ve ülke farkı gözetmeksizin yanı başımızda duran, her an karşılaşılabilecek bir durumdur.

İstismara uğrayan çocukların %70-75’ i 2-10 yaş arasında olup, dünyada yaklaşık %10 çocuk istismar mağduru olmakta, ülkemizde ise bu oran %50’ yi bulabilmektedir.

Çocuk istismarı deyince çoğumuzun aklına cinsel istismar gelse de çocuk ihmali, duygusal istismar ve fiziksel istismar da çocuk psikolojisini bozan, ruhsal dünyada derin yaralar açan diğer istismar çeşitleridir. Duygusal istismar sıklığı %60-70’ leri bulurken, fiziksel istismar sıklığı %40, cinsel istismar sıklığı %30-35 civarındadır.

Pasif bir eylem olması nedeniyle daha az dramatik bulunan çocuk ihmali çoğu kez gözden kaçmakta, dikkate alınmamaktadır. Çocuk ihmalinde ebeveynler ya da çocuğa bakmakla yükümlü kişiler tarafından beslenme, giyinme, barınma, eğitim, sağlık ve sevgi gibi temel gereksinimlerin karşılanmaması söz konusudur. Bunların neticesinde çocuk gelişimi sekteye uğramakta, çocuk ulaşabileceği maksimum gelişim basamaklarında geri kalmaktadır.

Bir büyüğün davranış ve sözleri ile çocuğun ruhunu örselemesi duygusal istismardır. Her ailede, her koşulda ortaya çıkabilen, tespiti en zor, yaygınlığı en fazla olan duygusal istismarda aşağıdaki uygulamalar yapılır.

  • Çocuk sürekli eleştirilir, aşağılanır, küçümsenir, varlığı yok sayılır.
  • Aşağılayıcı isim ve lakaplar takmak, başkalarının yanında utandırıp, küçük düşürmek, tamamen hoşgörüsüz olup sürekli bağırmak duygusal istismardır.
  • Çocuktan yaşına ve gücüne uygun olmayan isteklerde bulunmak duygusal istismardır.
  • Çocuğu doğaüstü güçlerle, Tanrı korkusu, cehennem korkusu ile tehdit ederek terbiye etmeye çalışmak duygusal istismardır.
  • Çocuğu terk etme tehdidi, fiziksel şiddet ile cezalandırılacağı tehdidi, sevgiden mahrum etme tehdidi, farklı duygusal istismar yöntemleridir.
  • Çocuğun sağlık ihtiyaçlarının karşılanmaması bir duygusal istismardır.
  • Çocuğun alabileceği en üst eğitim görmesini engelleyerek bir an önce çalışmaya ya da evlenerek aile kurmasına yönlendirmek de duygusal istismara girmektedir.
  • Trafik ışıklarında mendil satmaya, dilenen annesinin yanında duygu sömürüsü yaratmaya v.b kriminal aktivitelere yönlendirilen çocuklar duygusal istismardır.
  • Korkusunu hoş görmeyip, korktuğunu bile bile o şeyi yapmaya zorlamak duygusal istismardır.
  • Çocuğun yardım isteklerini görmezden gelip, yeterli desteği vermemek, yaşının üzerinde ağır iş ve sorumluluklar vermek duygusal istismardır.
  • Ebeveyn olarak birbirinize uyguladığınız sözel ya da fiziksel şiddeti çocuğa izlemek zorunda bırakmanız da duygusal istismara girmektedir.

Duygusal istismar çocuklara sevilmedikleri, değersiz oldukları hissini verir ve özgüvenlerini yitirmelerine sebep olur. Bu çocuklar iletişim güçlüğü yaşayarak akranları ve yetişkinlerle sağlıklı ilişki kurmada zorlanırlar. Madde bağımlılığı, okul başarısında düşüklük riski ve tehlikeli davranışlarda bulunma bu çocuklarda yüksektir.

Ebeveynlerinden korkan, onlardan nefret ettiğini söyleyen, kendisi hakkında olumsuz konuşan (ben aptalım, ben beceriksizim gibi), akranlarına göre duygusal gelişimi geri olan, kekeleme, tik, okul başarısızlığı, çalma ve yalan alışkanlığı, alt ıslatma, tırnak yeme, uyku problemi olan çocukların duygusal istismara uğruyor olmaları büyük olasılıktır. Bu çocuklar yeterli tedavi görmediklerinde çoğu kez kendi çocuklarına duygusal istismarda bulunurlar.

Anne babaların çoğu bilinçli olarak duygusal istismarda bulunmazlar. Çocuğa uzman psikolojik destek verilip, tedavi alması sağlanırken, değişim için gerekli psikoterapi ebeveynler için de şarttır. Çocuğa değerli ve önemli olduğu hissettirilmeli, etkin olarak dinlenerek ona saygı duyduğunuz gösterilmeli, keyif aldığı aktivitelere zaman ayrılmalı, akranları ile vakit geçirip arkadaşlık kurmasına zemin hazırlanmalıdır.

Çocuğun ruh sağlığının korunması ve tedavisinde psikiyatristler, psikologlar, psikoterapist ve aile terapistleri size yardımcı olacaktır.

Fiziksel istismar ise çocuk bedeninin kaza dışı nedenlerle bir büyük tarafından yaralanması olarak tarif edilir. Sıklıkla fiziksel şiddet yani dövmek şeklindedir. Bir tokattan, sopa, kemer gibi çeşitli objelerin kullanımına kadar farklı cezalandırma yöntemleri ile çocuğa fiziksel istismarda bulunulmaktadır. Bazen de çocuk, yetişkinlerin öfke boşaltma malzemesi olabilmektedir. İğne batırmak, vücudunda sigara söndürmek, üzerine kaynar su dökmek, vücudunu ütü ile yakmak gibi işkenceye varan fiziksel istismar vakaları da görülmektedir.

Gizli doğası nedeniyle olguların büyük kısmının gözden kaçtığı cinsel istismar ülkemizde buz dağının görülmeyen yüzü gibidir. Her 3 kız ve 5 erkek çocuktan birinin cinsel istismara maruz kalması ülkemizin bir gerçeğidir.

Çocuk cinsel istismarı tanımı, 18 yaşından küçük genç ya da çocuğun bir yetişkin tarafından cinsel doyum amacıyla kullanılması olarak yapılabilir. Çocuğun, karşıdaki bir erişkin olmasa bile kendisinden en az 6 yaş büyük biri tarafından cinsel davranışa maruz kalması da cinsel istismar olarak tanımlanmaktadır.

Algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara ve algılama yeteneği gelişmiş olsa da cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen herhangi bir yöntemle gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış cinsel istismardır.

Çocuk istismarında çocuğun rızasının olduğu, şiddet uygulanmadığı gibi bir bahane asla kabul edilmez. Aynı yaş grubundaki çocukların kendi bedenlerini ve karşı cinsiyeti merak etmelerine dayalı cinsel oyunları istismar olarak kabul edilmemektedir.

Cinsel istismarda tehlike çoğu kez uzaklarda değil yanı başınızdadır. % 50-55 oranında baba, erkek kardeş, dayı, amca gibi birinci derece aile bireyleri, daha sonra da çocuğun ve ailenin tanıyıp güvendiği kişiler fail olmaktadır.

Cinsel istismar çoğu kez tesadüfi ortaya çıkar. Durum tabular, eğitimsizlik, korku, yasaklar, kültürel yapı ve hukuka güvensizlikten dolayı aile içinde sır olarak saklanabildiği gibi çocuğun tacizci tarafından tehditle korkutulması, cinsel istismarı anlama ya da anlatma kapasitesinin henüz gelişmemiş olması, kimsenin kendisine inanmayacağını düşünmesi, anne baba sevgisini yitirme endişesi, damgalanıp değerini kaybedeceği korkusu, istismarcı aileden biriyse ailenin parçalanmasını önleme amacı gibi nedenlerle kolaylıkla anlatılmamakta, sineye çekilmektedir.

Çocuğunuzda şu belirtiler var ise ebeveyn olarak cinsel istismardan şüphelenmelisiniz.

  • Çocuğunuz oyuncaklara, farklı objelere, yetişkinlere ya da diğer çocuklara, yaşına uygun olamayan cinsellik içeren davranışlar sergiliyorsa.
  • Son zamanlarda müstehcen bir dil kullanıyorsa.
  • Saldırgan bir tutum, öfke nöbetleri geliştiyse.
  • Uyku sorunları yaşıyor sık sık kâbuslarla uyanıyorsa.
  • Suçluluk duygusuna kapıldıysa.
  • Davranış ve huy değişimi oldu, içine kapandı, ketum bir hal aldı ise.
  • Yatağını ıslatma, kakasını kaçırma, tırnak yeme gibi regresyon belirtileri gösteriyorsa.
  • Güvensiz ve korkulu davranıyor, yanınızdan ayrılmak istemiyorsa.
  • İştahsızlık, bulantı, karın ağrısı gibi somatik belirtiler gösteriyor, yeme alışkanlıkları değiştiyse.
  • Belli yer ya da kişilere karşı anlamlandıramadığınız ani korku gösteriyorsa.
  • Okula gitmeyi reddediyor ya da okul başarısı düştüyse.
  • Üzerini giyip çıkarırken sorun çıkarıyorsa.
  • Açıklayamadığı para ve hediyeler buluyorsanız.
  • Cinsel organların etrafında kızarıklık, morluk tespit ettiyseniz ya da bu bölgelerde ağrıdan şikâyet ediyorsa.

Bu belirtiler cinsel istismara spesifik olmayıp, farklı psikolojik rahatsızlıklarda da görülmekle birlikte, cinsel istismar mutlaka akla getirilmelidir.

Kız çocuklar cinsel istismara uğradıklarında aşağılık duygusu ve kendine zarar verme eylemlerine girişirken, erkek çocukları saldırganlık, uyku bozukluğu ve içine kapanma şeklinde psikolojik etkileri daha sık gösterirler.

Çocuğunuzu cinsel istismardan korumak için;

1)Çocukla sıcak, açık ve güven dolu etkili bir iletişiminiz olsun.

2)Çocuğun bakımını bir başkasına devrederken, ne kadar tanıdık ve güvenilir biri bile olsa tedbiri elden bırakmayın.

3)Aşağıdaki basit güvenlik mesajlarını cinsel unsurlara odaklanmadan, sakin ve kontrollü biçimde çocuğunuza iletin.

  • Tanıdığımız biri olsa bile, biri seni evine davet ederse mutlaka bize haber vermelisin.
  • Birinin sana vereceği şeker, oyuncak gibi hediyeleri bizden habersiz kabul etmemelisin.
  • Anne babadan izinsiz hiçbir yere gitmemelisin.
  • Vücudun sana aittir ve onu korumak senin hakkındır.
  • Tanıdığımız biri bile olsa kimse sen istemeden seni öpme, kucaklama, sarılma, dokunma hakkına sahip değildir.
  • Seni rahatsız eden, korkutan, üzen her davranışı bize anlatmalısın.
  • Kalabalık bir yerde seni rahatsız eden ya da korkutan biri olursa çığlık atıp, oradan uzaklaşmaya çalışmalısın.
  • Dudaklarımız, göğüslerimiz, popomuz, bacak aramız vücudumuzun özel bölgeleri olup, buralara bakmaya ve dokunmaya anne dışında kimsenin hakkı yoktur. Böyle bir istekle karşılaşırsan kimseye izin vermemelisin.

Çocuğun istismarı ile ilgili önemli noktaları şöyle özetleyebiliriz.

  • İstismarcı anne babalar genelde duygularını kontrol edemeyen, katı, sosyal ilişkileri ve iletişim yetenekleri zayıf, tatminsiz, bireysel memnuniyetlerini her şeyin üstünde tutan, benmerkezci kişilerdir.
  • Çocuğa istismarda bulunan kişiler yoğun aşağılık duygularına sahip, kendilerini değersiz ve sevilmeyen olarak gören bireylerdir. Bu kişiler dürtüsel hareket eder ve kendilerini yönetemezler. Sorunlardan kaçarak, hazza yönelik yaşamayı tercih ederler.
  • Ev içi şiddete maruz kalan çocuğun istismarcı olma riski yükselmektedir.
  • Mutsuz çocukluk geçirmiş, çocukluğunda istismara uğramış, alkol veya madde bağımlısı, kaygı düzeyi yüksek, depresyon ve kişilik bozukluğu gibi ruhsal sorunları olan anne ve babası arasında şiddetli geçimsizlik ya da tek ebeveynle yaşamış kişilerde istismarcı olma riski daha yüksektir.
  • Yoksulluk ve işsizliğin yoğun olduğu toplumlarda çocuğa şiddet ve istismar artmaktadır.
  • İstismara uğrayan çocuklarda savunma mekanizması olarak çoğul kişilik gelişebilmekte, bu durum yetişkinlik dönemine kadar devam edebilmektedir.
  • İstismar vakalarının %70’ inde fail tanıdık biridir.
  • Cinsel istismar vakalarının yarısı aile içindedir. %20-25 olgu ise ensesttir.
  • Tüm toplumlarda çocuklukta cinsel istismar oranı %2,5’ tur.
  • En riskli yaş grubu 5-12 yaşları arasıdır.
  • İstismar %70 kızlara olmaktadır.
  • ANTALYA PSİKİYATRİ VE PSİKOTERAPİ.
  • ÇOCUK PSİKOLOJİSİ ANTALYA.