ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Vajinismusun Tedavisi

Cinsel birleşmenin hiçbir şekilde gerçekleştirilemediği ya da ağrılı olarak ve kısmen sağlanabildiği, bir cinsel ağrı bozukluğu olarak tanımlanan vajinismus, tıbbi literatürde ilk kez 1860 yılında bu isimle adlandırılmıştır. O yıllarda basit bir kas spazmı olarak görülen vajinismus ameliyatlarla açılmaya çalışılırdı. Günümüzde dahi neredeyse vakaların yarısına cerrahi müdahaleler başta olmak üzere uygunsuz girişimlerde bulunulmaktadır.

Modern vajinismus tedavisinde kabul edilen anlayış; kişinin beden bütünlüğüne saygı göstererek, kişilerarası duygusal ilişki ve cinsel yaklaşımlarını ön plana alarak kişilerin düşünce, duygu ve davranış kalıplarını anlayıp, yeniden yapılandırmaktır.

Kızlık zarının çıkarılması (himenektomi), genel anestezi altında cinsel birleşmenin sağlanması, ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve lokal anestezik pomadların ilişki öncesi kullanılması, cinsel ilişki öncesi alkol, yatıştırıcı ya da anksiyolitik ilaçların kullanılması, cinsel ilişki öncesi sıcak su banyoları ve vajinaya sıcak buhar tutma, vajinaya botoks uygulaması gibi yöntemlerin vajinismus tedavisinde yeri yoktur.

Cinsellikle ilgili kişinin düşünce, duygu ve davranış kalıplarını dikkate almadan yukarıdakine benzer metotlarla cinsel ilişkiyi, cinsel birleşme basitliğine indirmek etik ve bilimsel uygulamalar değildir.

Vajinismus tedavisinde vakaya göre çok kısa sürede netice alınan olgular bulunsa da tek seanslık çözüm önerileri sağlıklı değildir. Hastanın ve terapistin belli bir tedavi sürecini göze alması en doğrusudur.

1940’lı yıllara kadar Freudiyen yaklaşım vajinismus tedavisinde kullanılmıştır. Psikoanaliz ve hipnoz cinsel sorunların çözümünde tercih edilmiştir. Bu yaklaşımda vajinismusun erken gelişim dönemlerindeki ebeveyn ve çocuk arasındaki çatışmalardan, bilinçdışı erkek düşmanlığı, kastrasyon korkusu ve penis kıskançlığından kaynaklandığı savıyla bu bilinçdışı çatışmaların çözülmesine yönelik psikoanalitik terapiler uygulanır. Klasik psikoanalizin temeli regresyon ve cinsel problemle ilgili travmatik anıları ortaya çıkarmaktır.

1950’li yıllardan itibaren ise sorunu çözmeye odaklı psikodinamik ve davranışçı yaklaşımlar tüm dünyada psikoanalitik tedavilerin yerini almaya başlamıştır. Davranışçı terapilerde anksiyete ve korku yaratan durumun sistemik duyarsızlaştırma denen teknikle kademeli veya doğrudan yüzleştirme yapılarak giderilmesi söz konusudur. Burada anksiyete yaratan nesne, yani penise karşı antagonist bir yanıt (gevşeme) oluşturma hedeflenir.

Günümüzde ise cinsellikle ilgili işlevsiz otomatik düşünceler, abartılı cinsel mitler, cinsellikle ilgili yanlış inançlar, cinsel bilgi ve beceri eksikliğinin de payını teşhis ve tedaviye sokan bilişsel yaklaşım, davranışçı tedavi yaklaşımı ile birleşerek bilişsel davranışçı terapiler olarak modern vajinismus tedavisinde yerini almıştır.

Hemen hemen tüm cinsel sorunlar ve özellikle de vajinismus tedavisinde basamaklı bir cinsel terapi süreci izlenir.

Tedavinin birinci basamağı ayrıntılı bir şekilde tıbbi, psikiyatrik, psikolojik ve sosyo-kültürel bir değerlendirme yapmaktır. Çok boyutlu, multifaktöriyel sebeplerin yol açtığı vajinismus tedavisinde psikolojik ve cinsel eğitimin, psikodinamik, bilişsel ve davranışsal tekniklerle kombine edildiği bütüncül bir yaklaşım günümüzde tercih edilen tedavi yöntemidir.

Vajinismus tedavisinde temel amaç uygun fiziksel ortam varlığında doyumlu bir cinsel birleşmenin sağlanmasıdır.

Penisin vajinaya yönlenmesi ve vajinaya giriş deneyimleri ile ortaya çıkan vajinismik yanıtı yok etme amaçlı, cinselliğin fizyolojisi ve anatomisini içeren eğitim, çıplaklığa alışma, gevşeme ve beden duyumlarına odaklanma egzersizleri, çeşitli objeler ve işaret parmağı kullanılarak vajinal girişi sağlamaya yönelik sistematik duyarsızlaştırma egzersizleri tedavinin ana hatlarıdır. Cinsellikle ilgili biliş ve davranış becerilerini geliştirerek cinsel birleşmenin mekanik değil tüm duygularıyla keyfinin yaşanması terapistin hedefidir.

Cinsel terapi sürecinde tedaviye direnç ve uyumsuzluk gelişerek tedaviye engel bir durum oluştuğunda muhtemelen erken çocukluk döneminden ya da kişilerarası ilişkilerden kaynaklanan problemler söz konusudur. Tedaviyi geciktiren temel sebepler bunlardır. İyi terapistin rolü burada ortaya çıkar. Bilinç öncesi sorunlar psikodinamik, bilinçte derinlerde yatan sorunlar ise psikoanalitik yöntemlerle ele alınır ve çözümlenir.

Beden duyumlarına odaklanma egzersizleri cinsel terapilerde çığır açan Master ve Johnson tarafından tanımlanmıştır. Tedavinin başında cinsel birleşme yasaklanarak, aşama aşama cinsel organlar dışındaki beden bölgelerine dokunma, cinsel organlara dokunma, cinsel uyarı oluşturma, karşılıklı masturbasyon yapma ve cinsel haz oluşturma egzersizleri önerilir. Eşler arasındaki iletişimi geliştirme, vajinismusu sağlayan hatalı biliş ve davranışların değiştirilmesi teknikleri de terapi sürecinde uygulanır. Değişimin sağlanması cinsel terapi seanslarının yanında verilen ev ödevlerinin uygulanmasıyla gerçekleşir.

Özetle; vajinismus tedavisini, vajinismusun ortaya çıkmasını sağlayan ve sürdürülmesinde rol oynayan dinamik, davranışsal ve bilişsel faktörlere göre planlayarak hastayı merkeze alan psikoeğitimsel ve destekleyici tarzda yapılandırmak gerekir. Hipokrat’ın hastalık yoktur, hasta vardır felsefesi burada psikoterapide önemli olan teknik hastadır anlayışına dönmektedir.