ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Vajinismus

Vajinismus, genel olarak fiziksel bir engel olmamasına rağmen, bayanın korku ve kaygılarından dolayı cinsel birleşmeye (koitus) izin vermemesi, verememesi olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere vajinismus psikolojik kökenli bir sorundur ve de tedavi edilebilir. Nedenlerine bakacak olursak kişiden kişiye farklılıklar göstermekle beraber bu nedenleri birkaç çatı altında toplamak mümkündür.

  • Yetişme çağındaki kızlara cinsel birlikteliğin pis ve kötü olduğunu öğreten yanlış ve katı eğitim anlayışı,
  • Cinsel birlikteliğin kadınlar için zarar verici, kötü, aşağılayıcı, yalnızca erkeklerin faydalandığı bir süreç olarak görmek,
  • Özellikle ilk cinsel birlikteliğin acı verici bir süreç olduğunun inancı,
  • Erkeklerin baskın ve güvenilmemesi gereken insanlar olduğunun öğretilegelmesi,
  • Cinsel arzu ve istek yaşayan bir kadının hafif bir kadın olarak algılanacağı düşüncesi,
  • Cinsel travmalar (taciz, tecavüz, ensest, fiziksel şiddet, cinsel istismar, pornografik film izleyip tiksinme, anne babanın cinsel ilişkisine şahit olma gibi)
  • Vajinanın normalden dar ve küçük olduğu, penisin girmesinin imkansız olduğu düşüncesi bulunmaktadır.

vajinismusKlinik alanlarındaki deneyimlerimiz göz önünde bulundurulduğunda Vajinismusun en temel nedenlerinden bir tanesinin ve çözüm yolunda terapisti açmaza sokan nedenlerin en başında bireyin diğerleriyle kurduğu ilişkisel döngü gözümüze çarpmaktadır. Bunu şu şekilde izah edebiliriz. Bireyin kendi kimlik arayışı olan ergenlik dönemine kadar aile ve toplum kurallarına istemese de bağımlı bir halde yaşamaktadır. Fakat ergenlik dönemiyle beraber birey kendi kimlik arayışı içerisinde çevresiyle çatışmaların içine girecektir ve bu birey için o dönem için sağlıklı bir süreçtir. Fakat bu yaşına kadar açık bir şekilde baskıcı bir ailede yada koşullu sevgi veren bir ailede yetişmişse burada bireyin hayatına bakıldığında işgal edilmiş bir hayat görmek kaçınılmazdır. Bireyin bütün hayatı o kadar çok katı kurallara bağlanmıştır ki birey kendisini tam olarak hissedememektedir ve bilinçdışından gelen yoğun işgal duygularıyla başa çıkabilmek adına hayatının belli alanlarını kapatır. Odasına girilmesini istemez, sevdiği kıyafeti bir başkasının giymesine tahammül edemez, istediği tv kanalını izlemek ister, hayır demeyi öğrenmeye çalışır vb... bu ve bunun gibi denemelerle birey kendi sınırlarını korumaya çalışır. Fakat bu ve bunun gibi denemeler bireyin aile hayatı ve çevresi tarafından çok fazla izin verilmemesi neticesinde daha fazla işgalle yüz yüze kalan birey, bilinçdışı farkında olmadan garip bir şekilde kendini vajinismusa doğru hazırlamaktadır. Burada bireyin partnerine verdiği mesaj aslında şudur: " Beni ve benim hayatımı o kadar çok işgal ettiler ki kendimi koruyabileceğim ve işgal edilmediğim bir alan keşfettim ve onu korumak bana kendimi birey gibi hissettiriyor" mesajını verir ve kişi kısa bir süreliğine hayatını kontrol ettiği ve işgal edilmediği hissine sahip olur. Ama bundan sonra birey kendisini bir dilemmanın(ikilem) içinde bulur. Birey bu yaptığının farkında değildir ve bu seferde cinsel birliktelik yaşayamadığı içinde kendisini eksik ve yetersiz olarak algılamaya başlar. Bireyin bu gibi bir yapılanması var ise uygulanan hiçbir yöntem sorunun tam olarak çözümüne imkan vermeyecektir.

Vajinismusun tedavisi hastanın ihtiyaçlarına ve kişilik yapısına göre farklılıklar gösterir. Genel olarak bakacak olursak;

  • Bazı hastalarda sadece bilgi yeterlidir
  • Bazılarında davranışsal tedavi yöntemleri
  • Bazı bireylerde çocukluk dönemi ve anne baba ile ilişkileri içeren dinamik denilen tedavi yöntemi uygulanır.
  • Bazı bireylerde ise hipnoterapi ve telkin yöntemleri,
  • Bazı karmaşık durumlarda ise karma yöntemler uygulanabilir.

Vajinismus sorunu özellikle ülkemizde bir çok kişinin yaşadığı bir problemdir. Dünya ülkelerinde bu oran % 2-5 arası iken ülkemizde %10 lara ulaşmakta yani her 10 kadından 1 tanesi geçici de olsa bu sorunu yaşamaktadır. Kadınların yaşadığı sıkıntılar kadar erkeklerde kendi içlerinde benzer kaygı ve sıkıntılar yaşayabilmekte veya eşlerinin yaşadığı sıkıntıdan etkilenebilmektedirler. İnsana yaşattığı çaresizlik, ne yapacağını bilememe, kaygı, korku ve boğulmuşluk hissi çok yorucudur. Sorunu anlayamamak, çözümü hayalde dahi canlandıramamak, çözüm için atılan adımların yarattığı sıkıntı hem erkek, hem de kadın için büyük bir karmaşa, kaygı ve korkudur. Cevap bulunamayan bir çok soru da daha fazla üzüntü ve kendine güvensizlik yaratmaktadır.

Kesin tedavi edilebilir bir sorun olduğu göz önünde bulundurulursa böyle bir sorun yaşayan bireylerin yada çiftlerin mutlu ve huzurlu bir ilişki için bir uzman tarafından destek almaları hiç şüphesiz ki en doğru tercih olacaktır.