ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Gençlik ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı

Birçoğumuz uyuşturucunun maddi ve manevi zararlarını çeşitli kaynaklardan okumuş, ya da duymuşuzdur. Bu durum öyle bir hal almıştır ki uyuşturucu kullanımı Dünya genelinde çağın en büyük sorunu haline gelmiştir. Devletler bu konu üzerine projeler üretmekte ve gençleri uyuşturucudan uzak tutma çabası göstermektedir. Okullarda ve aile toplantılarında seminerler düzenlenmektedir. Pek çok veliye çocuğunun uyuşturucu kullanıp kullanmadığını nasıl anlayacağı anlatılır. Bunlar;

•Duygulanımında ani değişiklikler olması

•Olağanın dışında saldırganlaşması

•İştah kaybı

•Giderek okula, spora, hobilerine karşı ilgisini kaybetmesi

•Sık sık durumla uyumlu olmayan uykulu ve sersem olması

•Gittikçe daha çok yalan söylemesi ve bunun gibi başka hareketlerinin olması

•Evden para ve başka eşyaların kaybolması

•Vücudunda, giysilerinde alışılmışın dışında lekeler, koku veya başka işaretlerin olması

Şeklinde sıralanabilir:

•Bundan sadece on yıl öncesinin uyuşturucularını sayacak olsaydık, esrar, ecstasy, kokain, eroin, amfetamin, morfin vb. maddeleri sayabilirdik. Oysa ki günümüz de uyuşturucu maddelerin isimlerini saymak neredeyse imkansız hale geldi. Çünkü tahmin edilemeyecek derecede çoğaldılar.

Örneğin; esrar kullanan bir gencin gözlerinde kızarıklık olur, davranışları yavaşlar ve ani tepkilere duyarsız kalır. Aile bu tepkileri gördüğünde çocuklarının uyuşturucu kullanıp kullanmadığını anlayabilir. Fakat yazımda da asıl olarak değineceğim en önemli unsur sentetik uyuşturucular. Sentetik uyuşturucuların en tehlikeli yanı karşınızdaki kişinin maddeyi kullanıp kullanmadığını anlayamamanızdır. Pek çok genç bu maddeleri esrar sanarak kullanmaktadır. Oysa ki durum böyle değildir sentetik esrar yani bonzai tamamen kimyasal bileşenlerden oluşur ve vücuda büyük derecede zarar verir. Ayrıca bu maddenin nerede ve nasıl üretildiği bilinmediğinden vücutta kalıcı zararlar bırakabilir. Bonzai’nin en tehlikeli yönü kokusuz olmasıdır. Çocuğunuz odasında esrar içse kokusundan bu durumu anlayabilirsiniz, fakat bonzai’yi karşınızda dahi içebilir. Bu uyuşturucu ülkemize yaklaşık olarak beş yıl önce girdi ve kullanım oranı gün geçtikçe artmaktadır. Üretimi kolay olduğundan evlerde dahi üretebilmektedir. Bonzai panik atak krizlerine sebep olabilir. ‘’badtrip’’ dediğimiz uyuşturucu kullandıktan sonra kötü ruh haline girme olayını en üst düzeye çıkarır ve intiharlara sebep verebilir.

Ayrıca bonzai’nin yanı sıra toz halinde bulunan sentetik uyuşturucular da türemiştir. Bunlara ‘’thc’’, ‘’cbh’’ ‘’am’’ gibi isimler verilmektedir. Bunlar da tütünle karıştırılarak içilen türdendir. Saklanmaları ve kullanımları kolay olduğundan son yıllarda büyük ilgi görmektedirler. Fakat bu maddeler ağır derecede bağımlılık yapar ve şizofreni hastalığını tetikler.

Şimdi tüm bunları duyduktan sonra çocuğunuzun uyuşturucu kullanıp kullanmadığını nasıl anlayacağınız konusunda endişelebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken en önemli davranış biçimi huzursuzluk ve saldırganlık olmalıdır. Ayrıca hızlı kilo kaybı da buna etkendir.

•Ergenlik çağındaki gençler kendilerini ailelerine, arkadaş çevrelerine ve topluma karşı ispatlamak isterler. Bu yüzden sigara, alkol ve uyuşturucu maddelere oldukça yatkındırlar. Uyuşturucu kullanımı artık ortaokul düzeyine inmiştir. Bu yüzden oldukça dikkatli olunması gerekmektedir. Aileler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli, bu maddelerin zararlarını onlara hoş bir dil ile anlatmak zorundadır. Bu maddelerin zararlarını bilen genç uyuşturucu maddelerden uzak duracaktır.

•Ayrıca son yıllarda oldukça revaçta olan psychedelic partiler gençleri uyuşturucu tuzağına çekmektedir. Müzik etkinlikleri olarak bilinen bu partilerde uyuşturucu satışı ve kullanımı özendirilmektedir. ‘Bir kereden bir şey olmaz..’ mantığıyla uyuşturucu kullanan genç ne yazık ki daha sonra bu illete saplanıp kalmaktadır. Bu partilerde genel olarak LSD, MDMA, KETAMİN gibi maddeler revaçtadır. Halüsülasyon etkisi göstermektedirler ve müzikle uyumlu hale geldiklerinde gençleri başka bir boyuta taşırlar.

Şimdi aklınızdaki en büyük soru çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığını nasıl anlayacağınızdır. Odasında bulduğunuz aliminyum folyo, kesilmiş pet şişe, sigara sarma kağıdı, enjektör gibi maddeler delil oluştursa da en büyük delil arkadaş çevresidir. Çocuğunuzun arkadaş çevresi aniden değiştiyse ve hareketleri eskisi gibi değilse kontrolü arttırmanız gerekmektedir. Uyuşturucu maddeler vücuttan uzun süre atılmaz. Kan testleriyle bu maddelerin kullanılıp kullanılmadığı kolaylıkla anlaşılabilir.

Ülkemizde uyuşturucu madde bağımlısı gençleri tedavide devlet kurumları ne yazık ki oldukça yetersiz kalmaktadır. AMATEM gibi örgütler ihtiyaçlara tam olarak cevap verememektedir. Maddi durumu olmayan aileler çaresiz kalmaktadır. Madde bulamayan genç daha sonra hırsızlık suçuna itilmektedir. Onları bu yüzden suçlayamayız çünkü o an tek derdi ve düşüncesi maddeyi bulup bir an önce tüketmektir

Ayrıca bağımlılık tedavisi oldukça zor bir süreçtir. 6 ay ile 1 yıl arası süreçte gerçekleşen bu tedavi sürecinde gençler büyük olasılıkla tekrar maddeye dönüş eğilimi göstermektedirler. Kısacası uyuşturucu kullanımı her geçen gün daha da büyüyerek toplumlara zarar vermektedir. Devletler bu maddelerin kullanımını ve satışını önleyecek düzenlemeler yapmalı ve gençlere gerekli eğitimi vermelidirler.

(Bu yazı, uyuşturucu madde bağımlılığı tedavisini başarıyla sürdürmekte olan üniversiteli bir genç tarafından, tüm gençlere ve ailelerine örnek olması amacıyla kaleme alınmıştır. Kendisine çok teşekkür ederiz.)

Psikiyatri Uzmanı Emine Filiz Uluhan / Antalya Psikiyatri Merkezi

Kaleminden