ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Takıntılar

Obsesyon (takıntı, saplantı) ve kompülsiyon (zorlantı) larla seyreden psikiyatrik rahatsızlık, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) adıyla psikiyatri literatürüne girmiştir.

Obsesyon Nedir?

  • Kişinin isteği dışında bilince çıkan,
  • Kişinin bunları mantıksız, anlamsız ve kendisine yabancı olduğunu bildiği,
  • Normal düşünce akışını bozan,
  • İnatçı ve tekrarlayıcı biçimde akla gelerek sıkıntı yaratan,
  • Mantıksızlığı bilinmesi ve sıkıntı yaratmasına karşın kişinin tüm gayretlerine rağmen engellenemeyen düşüncelerdir.

Kompulsiyon Nedir?

Kompulsiyon ise obsesyonların yarattığı sıkıntıdan kurtulmaya yönelik ortaya konan eylem ve düşüncelerdir. Kişi kompulsiyonların mantıksızlığının farkındadır, ancak kendini yapmaktan alıkoyamaz. Kompulsiyonlar yapılmadığı taktirde obsesif kompulsif kişide büyük bir iç sıkıntısı gelişir.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) çok eski zamanlarda da günümüzdekine benzer biçimde tanımlanmış ancak ruhun şeytana teslim olduğu kişiler olarak algılanmıştır.

Obsesif kompulsif bozukluk gelişiminde farklı psikiyatri ekolleri, farklı görüşler ileri sürerler.

Freud’ a göre OKB’ de, çözülmemiş ödipal isteklerin yarattığı çatışma büyük anksiyete yaratmakta, bu da anal döneme gerilemeye sebep olarak obsesyon ve kompulsiyonlara neden olmaktadır.

Davranışçı ekole göre obsesyonlar koşullu uyaranlardır. Başlangıçta doğal olan herhangi bir uyaran bir şekilde korku ve anksiyete yaratarak rahatsızlık kaynağı olmaya başladığında, kişi anksiyeteyi gidermeye yönelik yollar arayacaktır. Bu da kompulsiyonlara dönüşebilir.

Günümüzde OKB’ nin biyolojik yönü de saptanmış olup, serotoninle ilgili bozukluklar hastalıkla ilişkilendirilmektedir. Genetik özellikler, otoimmün hastalıklar ve beyin anatomisindeki bazı bozuklukların da OKB etyolojisinde belli ölçüde yerleri vardır.

Obsesyon nedir sorusunu biraz daha açacak olursak, obsesyonun zihinsel bir olay, kompulsiyonun ise bir davranış bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz. Obsesyonda tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünce, duygu, fikir ve his söz konusu olup, kompulsiyon da bilinçli, standartize ve tekrarlayan bir davranış söz konusudur.

Örneğin, parayı eline alınca mikrop kaparak hastalanma düşüncesi en yaygın obsesyon biçimlerinden olan kirlenme obsesyonudur. Buna karşı çıplak elle paraya dokunmama tarzında kaçınma kompulsiyonu ve paraya dokunduğunda ellerini defalarca sabunlu su ile yıkama davranışı ise yıkanma kompulsiyonudur.

En sık görülen obsesyonlar ve obsesif kompulsif bozukluk belirtileri sırasıyla şunlardır.

1)Kirlenme: Tüm kültürlerde en sık görülen obsesyon biçimi kirlenme obsesyonlarıdır. Hastalar kirlenmiş olduğunu farzettikleri objelere obsesyon geliştirirler (para, kapı kolu, musluk vs.) ve buna karşı da yıkanma ve kirlenebilecek şeylerden kaçınma kompulsiyonu ile yanıt verirler. Hastalarda utanç duygusu da sıklıkla bulunur. Kendini kirletebileceğini düşündüğü nesnelere karşı korku da gelişir.

2)Kuşku: En sık görülen ikinci obsesyon kuşkudur. OKB’ li çoğu hasta bir vahşet, facia tehlikesinden korkar. Saldırıya uğramak, ışıkları açık bırakıp elektrik kontağına sebep olmak, ocağı yanık bırakıp yangına neden olma takıntısına kapılırlar ve buna karşı kontrol etme kompulsiyonları geliştirirler. Bir hastamız her sabah işe giderken arabasına bindiğinde evin kapısını açık bıraktığı takıntısıyla 10. kata çıkıp, kilidi kontrol ediyor ve tekrar arabasına dönüyordu. Arabayı çalıştıracağı sırada kuşkuları tekrar ortaya çıkıyor ve eve kontrole dönüyordu. Bu defalarca tekrarlanıyor ve hastamız işine geç kalıyordu.

Bu kişilerde genellikle bir şeyi unutmakla veya herhangi bir nedenle birine ya da çevreye zarar vermek gibi kendini suçlama düşünceleri vardır.

3)Zorlayıcı düşünceler: Üçüncü sıklıkta görülen takıntı türüdür. Hasta, birisine karşı cinsel bir eylem ya da saldırgan bir davranışta bulanacağı endişesindedir. Bu tür obsesyonlarda kompulsiyon gelişmez. Çocuğuyla her yalnız kaldığında çocuğu pencereden atarsam takıntısı zorlayıcı düşüncelere örnektir. Böyle bir anne çocuğu ile yalnız kalmaktan büyük korku duyar, yanında üçüncü bir kişiye ihtiyaç duyar.

4)Simetri: Her şeyin çok simetrik ve düzen içinde olması gerektiğine dair takıntılar en sık görülen dördüncü obsesyon türüdür. Bu hastalarda yemek yemek, giyinmek saatler süren zaman alabilir. Kişi her şeyi planlayarak ve hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan yapmak ister, bundan dolayı da çok yavaş hareket eder.

5)Dinle ilgili obsesyonlar da oldukça sıktır. İbadet sırasında dini inanışların tersi düşünceler şeklinde ortaya çıkar.

6)Toplama kompulsiyonları da sık gözlenen bir durumdur. Bunların bir kısmı koleksiyon amacıyla yapılıyor görünse de, altında eşyalarını atamama, işe yaramaz şeyleri eve toplama düşünceleri vardır.

Ülkemizde yapılan bir psikiyatri çalışmasında kirlenme takıntısı ilk sırayı alırken, dinle ilgili takıntılar ikinci sırada çıkmıştır. Bunu saldırganlık ve cinsellikle ilgili takıntılar izlemektedir.

Kontrol etme, temizlenme, tekrarlama ve sayma kompulsiyonları ise ülkemizde ilk dört sırayı alan kompulsiyonlardır.

1989 yılında Goodman ve arkadaşları tarafından geliştirilen Yale Brown Obsesif Kompulsif Ölçeği günümüzde obsesif kompulsif testi olarak kullanılmaktadır.

OKB, hastaların yarısında ani başlangıçlı olup, yarısında ise hamilelik ya da bir yakının ölümü gibi travmatik bir olayı takiben ortaya çıkar.

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ile birlikte en sık görülen psikiyatrik durum depresyondur. OKB depresyon birlikteliğinde intihar riski oldukça yüksektir.

Tourette bozukluğunda % 30-40 oranında OKB bulunur.

Bipolar bozukluk, anoreksiya nervoza, sosyal fobi, panik bozukluğu, özgül fobi ve şizofreni ile OKB birlikteliği de dikkat çekicidir.

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapi en iyi sonuçları verir.

OKB’ nin ilaç tedavisinde antidepresanlar ilk tercihtir. Ancak tüm antidepresanların OKB tedavisinde kullanımı uygun değildir. Bir trisiklik antidepresan olan klomipramin (Anafranil) OKB tedavisinde altın standart olarak kabul edilir. Son yıllarda geliştirilen serotonin geri alım inhibitörleri (fluoksetin, fluvoksamin, sertralin, paroksetin, sitalopram gibi) de obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde etkili ilaçlardır. Yan etkilerinin azlığı nedeniyle çoğu psikiyatrist tarafından klomipramin’ e tercih edilebilmektedir.

OKB tedavisinde ilaç dozları depresyon tedavi edici en düşük dozun ortalama iki katı olarak ayarlanır ve kullanım uzun tutulur. Bu süre 1-2 yıl olabildiği gibi, yaşam boyu da olabilir.

Biri klomipramin olmak üzere en az 3 ilaç yeterli doz ve süre uygulanmasına rağmen tedaviye yanıt alınamamışsa bu vakalar farmakoterapiye dirençli hasta olarak kabul edilir.

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisinde psikoterapötik yöntemler arasında bilişsel-davranışçı terapi öne çıkmaktadır. Yüzleştirmeye dayalı duyarsızlaştırma teknikleri tedavinin temelini oluşturur.

Grup terapileri de başarılı sonuçlar verir.

OKB tedavisinde ilaç ve bilişsel davranışçı terapinin kombine edilmesi, tek kullanımlarına göre çok daha iyi netice vermektedir.

Antalya psikiyatri ve Antalya psikoterapi olarak biz de OKB tedavisinde altın standart olarak ilaç tedavisi ve bilişsel davranışçı terapiyi kombine kullanmayı tercih ediyoruz.

Takıntı ve zorlantılarınızdan kurtulmak, kalıcı bir OKB tedavisi için Antalya psikiyatri ve Antalya psikoterapinin uzman psikiyatrist ve psikoterapistlerinden her türlü desteği alabilirsiniz.

Antalya psikiyatri olarak takıntısız bir hayat dileriz.

Antalya Psikiyatri, Antalya Psikoterapi.

Psikiyatrist Emine Filiz Uluhan.

Kaleminden