ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Süresi Sınırlı Dinamik Psikoterapi

Hans Strupp ve Jefrrey Binder tarafından geliştirilen kısa psikoterapilerin bir halkası da Hanna Levenson’ un Süresi Sınırlı Dinamik Psikoterapi yöntemidir

Kısa süreli ya da süresi sınırlı psikoterapi özellikle maliyet unsurundaki avantajları nedeniyle sıklıkla tercih edilen bir psikoterapi yöntemi olarak psikiyatri dünyasında yerini almıştır. Kısa süreli terapide amaç, olabilecek en büyük değişim değil, mevcut kaynaklarla hızlıca ulaşılabilecek maksimum değişimi sağlamaktır.

Levenson’ un süresi sınırlı dinamik psikoterapisi kesinlikle açık uçlu terapinin kısaltılmış hali değildir. Süresi sınırlı kısa terapilerde terapiyi sonlandırmak için belli bir zaman verilmesi bazı avantajlar yaratır. Danışanların terapinin bağımlılığı hakkındaki korkularının ve terapiyi sonlandırmaya dair çelişkili eğilimlerinin bu terapi yönteminde minimuma inmesi bunlardan birisidir

Kısa süreli dinamik psikoterapi yaklaşımlarında en önemli özellik tedavinin sınırlı bir odağının olmasıdır. Hedef belirlenmeli ve bir an önce vurulmalıdır. Yogi Berra’ nın dediği unutulmamalıdır. “Nereye gittiğini bilmiyorsan yolun bambaşka bir yerde sonlanır.”

Kısa süreli terapilerde maksimum seans sayısı 25’tir.Bir çok klinik 6-20 seanslık terapi programları uygular. Yani süresi sınırlı dinamik psikoterapde süreye duyarlılık ve etkin zaman kullanımı vardır. Bu da toplam maliyeti düşürür.

Kısa süreli dinamik psikoterapi de temel psikanalitik kavramlar üzerine kuruludur. Bunlar çocukluk deneyimleri, bilinçdışı özellikler, çelişkiler, aktarım, direnç ve tekrarlamalı davranışlardır. Odipus kompleksi gibi çıkarımsal kavramlar ve metapsikolojik modellerin üzerinde pek durulmaz. Hastanın güçlü yönleri vurgulanarak, terapi süreci daha gerçeğe dayalı tutulur. Danışan ile terapist, şimdi ve burada ilişkisine odaklanırlar.

Psikoterapiye en iyi yanıt baş ağrısı, huzursuzluk, kolay ağlama gibi akut stres belirtilerinden gelir. Değersizlik hissi, kolay kırılganlık, yalnızlık hissi gibi kronik stres belirtileri ise en hızlı yanıt alınan gruptur. Psikotik bulgular, paranoid ve düşmanca düşünceler ise en zor yanıt alınan belirtilerdir.

Kısa süreli tedavi yapan terapistler pragmatizmi savunur, en az radikal müdahaleyi tercih eder, hastanın güçlü yönlerini ve kaynaklarını vurgular, terapiden sonra da pek çok değişikliğin yaşanacağını kabul eder, dünyada olmayı terapide olmaktan daha önemli görürken, uzun süreli terapistler temel karakterde değişmeden yana, günlük hayat pratiğine daha az önem veren, ciddi değişikliklerin terapi sırasında yaşanmasını isteyen, hastaların terapiye gelmelerini onların hayatlarının en önemli kısmı olarak gören bir tedavi anlayışındadır.

Süresi sınırlı dinamik psikoterapi zor hastaların tedavisinde oldukça etkilidir. Asıl kullanım amacı kişilerarası problemleri olan veya kişilik bozukluğu olan hastalardır. Danışanın fonksiyonel olmayan kişilerarası örüntülerini, fonksiyonel yeni deneyim ve anlayışlarla ilişki kurma şekline değiştirdiğinde, yani karakter yapısında değişim sağlandığında hedefe ulaşılmış demektir.

Süresi sınırlı dinamik psikoterapi, kişilerarası terapi modelini kullanır. Doğumdan sonra yaşayabilmek için belli bir süre başkalarına bağımlı olduğumuz gerçeğinden doğan nesne ilişkileri kuramı bu terapi yönteminde de etkisini korur. Doğum sonrası ilk ilişkilerimiz kendimizi nasıl hissettiğimiz ve başkalarına nasıl davrandığımızla ilgili klişeleri oluşturmakta, bu da kişiler arası ilişkilerdeki uyumu ya da çatışmayı doğurmaktadır.

İlk bakıcılarla, özellikle ebeveynler ile 0-2 yaşlardaki ilişkiler yetişkin ilişkilerinde bozukluk kaynağı olabilmektedir. Temel ihtiyaçları karşılanan, güvenli bağlanan çocuk anksiyetenin olumsuz etkilerine dirençli olacak, sağlam bir psikolojik yapı geliştirecektir.

Kısa dinamik psikoterapinin en önemli farklarından biri tedavi odağının sınırlı olmasıdır. Tüm klinik dataya bakılmadan belli bir noktaya odaklanılır. Bu odağı saptamak son derece önemlidir. Hastanın hayatındaki afonksiyonel ilişkilerin ortaya çıkmasına ve sürdürülmesine yol açan kişilerarası örüntüleri doğru saptamak terapistin en önemli görevlerindendir. Çoğu kez esneklikten uzak, kendini kandıran beklenti ve kendi kendini olumsuz değerlendirmeler maladaptif kişilerarası örüntüleri oluşturur.

Danışanın süresi sınırlı dinamik psikoterapiye uygunluğu için 5 ana kriter vardır.

1)Tedavi arayışına neden olacak duygusal acı varlığı.

2)Tedaviye gelme isteği ve tedaviden sonuç alacağına dair duyduğu güven.

3)Kişilerarası ilişkilerde yaşadığı çatışmaları düşünmeye istekli olmak.

4)Yoğun duygularından uzaklaşmayı başararak, onlar üzerinde çalışma fırsatını bulabilmek.

5)Terapistle anlamlı bir tarzda ilişki kurma kapasitesine sahip olmak.

Hasta deliryum, demans, psikoz gibi sözel alış veriş sürecine katılmayı zorlaştıracak başka bir patolojiye sahipse, bipolar bozukluk veya spesifik fobi gibi daha farklı tedavilerle daha etkin netice alınacak psikopatolojiye sahipse ya da alkol ve uyuşturucu kullanımı, dürtü kontrol bozukluğu gibi terapi sürecini tolere etmeyi güçleştirecek ruhsal rahatsızlıklara sahipse süresi sınırlı dinamik psikoterapiyi tercih etmemek gerekir.

Biz Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak başta bütüncül psikoterapi olmak üzere farklı psikoterapi yöntemlerini danışanlarımızın sorunlarına göre seçiyor ve kullanıyoruz. Süresi sınırlı dinamik psikoterapi de yüksek etkinliğe sahip, sıklıkla tercih ettiğimiz bir terapi yöntemidir.

Psikiyatrist ve psikoterapist Dr. Emine Filiz Uluhan, Antalya Psikiyatri Merkezi.

Psikoterapi Merkezi Antalya, Lara/Muratpaşa.

Kaleminden