ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Umutsuzluk ve Kronik Depresyon

Umutsuzluk, nevrozlu kişilerin mutluluklarını gölgeleyen düşünce yapılarının en önemlilerindendir. Yakalanan mutluluklar, çeşitli kırılganlıklar ve korkular yüzünden kısa sürede kaybolacaktır. Bu kişilerin mutlu olma koşulları da çoğu kez birbiriyle çelişir. Örneğin, evde arkadaşlarını misafir etmekten hoşlanan kadın her şeyin mükemmel olmasına odaklandığında, hazırlık evresi onun için ciddi sıkıntı, yorgunluk ve stres kaynağı olacaktır. Başka birinin kendini yönetmesinden hoşlanan, sorumluluk almayarak silik bir pozisyonda çalışmak rahatına gelen bir erkek aynı zamanda bundan huzursuzluk duyarak amirlerine karşı bir öfke ve hınç duyabilir. Birçoğumuz da çoğu kez kendisine uyan şeylerden keyif alabilir. Örneğin; gayet mutlu ve huzurlu bir ortamda, baskın olamadığı ya da her açıdan onaylanmadığı için keyfi kaçan birçok kişi vardır.

Bu kişiler küçük eleştirilerden etkilenirler, olağan aksilikleri dahi gereğinden fazla büyüterek pireyi deve yaparlar, küçük bir başarısızlıklarında değersizlik hislerine kapılarak, depresyona bile girebilirler. Böyle bir düşünce yapısı gereğinden fazla mutsuzluk ve memnuniyetsizlik yaratır.

Umudu olan insan her zorluğu göğüsleyebilir, tüm acı ve sıkıntılara katlanabilir. Çoğu kişi de umutsuzluk duygusu derinlere bastırılmıştır ve bu duygu başarıyı ve mutluluğu engeller. Gelecek için planlar yapan, hayaller kuran kişi bilinçdışındaki engellere takılır ve umutları kaçınılmaz olarak hüsranla sonuçlanır. Bu kişilerin hep bir bahaneleri vardır. Başka biriyle evli olsa daha farklı olurdu, keşke erkek olsaydı ya da kadın olsaydı, bu kadar zayıf olmasaydı ya da fazla kilolu olmasaydı, o mesleği değil de bu mesleği seçseydi, apartmanda değil de bahçeli evde yaşasaydı her şey ne kadar da farklı olurdu!...

Gençler umutlarını daha çok dışsal koşullara bağlarken, yaşlandıkça sıkıntı ve rahatsızlıkların kaynağını kendinde arama ağır basar. Umutsuzluk girdabına giren birçok kişinin hayat öykülerinde karşılıksız bir aşk, arkadaş veya sevgili tarafından uğranılan bir ihanet, işyerinde haksızlığa uğrama, sınavlarda uğradığı bir başarısızlık gibi travmatik bir simge bulunur. Önemli olan yaşanılan travmanın niye bu kadar tepkisel bir cevaba yol açtığını kavramaktır. Asıl çözüm görünür travmanın altındaki derin umutsuzluğu bulup, ortaya çıkarmaktır.

Psikoterapi sırasında bazı danışanlarımız, herhangi bir konuya ciddiyetsiz bir yaklaşım gösterebilir ya da herhangi bir zorlukla karşılaştığında hemen pes eder. Bu negatif terapötik etki olarak tanımlanır. Burada kişi kendisine yeni bir yol açacak içgörü kazanımına girmeye cesaretsizlik ve isteksizlik gösterir. Görünürdeki sebep belli bir sorunu alt etme noktasında kendine güvensizlik gibi algılansa da asıl gerçek hastanın ilerleme kaydedebileceğine dair umutsuzluğudur. Umutsuzluk, geleceği öngörmeyle ilgili bir kaygı da taşır ve karamsarlıkla birliktedir.

Umutsuzluk ve karamsarlık kronik bir depresyon hali yaratır. Kişi bunu çok güzel kamufle edebilse, oldukça işlevsel olabilse ya da gizli ve sinsiliğinden dolayı kişiye öyleymiş gibi gelmeyip, hayattan hoşnutmuş gibi görünse de sabahları kendine gelmek birçok danışanımız için uzun zaman alır. Saatler içinde günün ritmine uyum sağlar, hayatın yükünün ağırlığından nadiren yakınırken, sürekli bir moral bozukluğu ve karamsarlık içinde gününü geçirir.

Bazıları umutsuzluğunun farkındadır. Bunu ya talihsizliğine bağlar ya da genel bir kabullenmişlik, boyun eğmişlik, beklentisizlik içinde bu hayata katlanılması gerektiğini düşünür. Temel düşünce yapısı kaderin değiştirilemez olduğudur. Umutsuz kişi, kendisini hayatını anlamlı ve değerli kılacak her şeyin uzağında hisseder. Umutsuzluğunun sebebi, bir şey yapmayacağına olan inancıdır. Bunlardan dolayı ufak risklere bile girmek istemez, karşılığı olmayacak hiçbir şey için özveride bulunmaz.

Umutsuzluğun altında çözümlenmemiş içsel çatışmalar vardır ve kişi hiçbir zaman, içten olamamanın getirdiği keder içindedir. Çözüm girişimleri başarısızlığa uğradıkça, kişi giderek kendisine yabancılaşır ve tekrarlanan başarısız deneyimler umutsuzluğu artırır. Pes ettiği noktada becerilerini hiçbir zaman geliştirmeyecek, aşk, evlilik, arkadaşlık ve iş ilişkilerinde mutluluk ve huzuru yakalayamayacaktır.

Umutsuzluğun son noktası kişinin kendiliğini yitirmesidir. Bu durumda kişinin odak noktası kendi dışına kayar ve kişi kendi hayatının itici gücü olmaktan uzaklaşır. Kendine ve gelişimine olan tüm inancını yitirmiştir. Bir çeşit ruhsal ölüm söz konusudur. Kendi potansiyeline inanmayan veya bundan vazgeçen kişi yaşayan bir ölüdür. Danışan-terapist ilişkisinde psikoterapist de hiçbir zaman hastadan umudunu kesmemelidir. Bunu sezinleyen danışan kendisinden vazgeçildiğini düşünürse tüm terapi süreci dağılacaktır.

Umutsuzluk iyi niyetli yüreklendirmelerle hemen dağılacak bir ruh halinden ibaret değildir. Hastanın umutsuzluğunun kendi çatışmalarının bir sonucu olduğu belirtilmeli, çözüm için birinci şartın bu halin değiştirilebilir bir durum olduğuna inanmaktan geçtiği açıkça anlatılmalıdır. Danışanlar hayata dair beklentilerini değiştirme fikrini göz önünde bulundurdukları sürece, umutsuz olmak için bir sebepleri kalmayacaktır.

Umutsuzluk duygusunun çözümü özellikle tekrarlayan depresyonları önlemek yönünden önemlidir. Kronik depresyonların derin kaynağındaki umutsuzluk yok edilmedikçe sorunu kökten çözmek mümkün olamaz. Umutsuzluğu düzeltmek birçok intihar olgusunu da kaynağında kurutacaktır.

Unutmayınız ki hiçbir şey değişmez değildir. Değişmez bir talihsizlik duygusu yerine, sorununuz ne kadar büyük ve katlanılmaz da olsa, bunu er geç çözülebilecek bir sorun olarak görmeye başladığınız anda, tedavinin en büyük adımı atılmış olacaktır. Umuda bağlandıkça, içsel zincirlerinizi kıracak ve özgürlüğe yürüyeceksiniz.

Kayahan’da “Neden Olmasın” adlı şarkısında bunu çok güzel dile getirmiş.

“Umut dünyası bu dünya

Herkes kendi dünyasında

Herkes kendi hülyasında

Her gün bugün başka diye

Bugün dünden güzel diye

Bugün her şey güzel diye

Başlarken yeni güne

Bir umut

Bir umut içimizde

Yaşamak

Yaşamak gönlümüzce

Bir ömür

Bir ömür mutlulukla

Neden olmasın

Ha bugün, ha yarın oldu olacak

Neden olmasın

Çoktan yıkılırdık biz çoktan

Umut olması

Ha bugün ha yarın oldu olacak

Kaç gün bitti

Ha bugün ha yarın oldu olacak

Neden olmasın

Neden olmasın.”

Evet, “çoktan yıkılırdık biz çoktan, umut olmasa.”

Psikiyatrist E.Filiz Uluhan

Antalya Psikiyatri Merkezi

Kaleminden