GÜNÜMÜZDE RUHSAL SORUNLAR...
Sağlık: Kişinin bedensel ve ruhsal olarak iyilik halidir şeklinde tanımlanmaktadır.
Ruhsal sorunlar tüm dünyada ve Türkiye'de ilk bakışta tahmin edilenden çok daha sık görülen ve ağır bedeller ödenmesine neden olabilen problemler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Dünyada hastalıklara bağlı toplam yetiyitiminin (disability) %12'si ruhsal bozukluklar yüzündendir.
Bütün dünyada yeti yitimine en çok neden olan on hastalıktan beşi ruhsal hastalıklardır. (Majör depresyon, Şizofreni, Bipolar Bozukluklar, Alkole bağlı sorunlar, Bunaltı (anksiyete) bozuklukları)
Tüm dünyada, 75 yaşına gelmiş kişilerin yarıdan fazlasının, hayatının bir döneminde herhangi bir ruhsal problemle karşılaştığı bildirilmektedir.
Epidemiyolojik araştırmalara göre günümüz dünyasında yaklaşık 450 milyon kişinin ruhsal sorunları olduğu ancak bunların sadece 20 milyonunun bu sorunları nedeniyle yardım arayışı içerisinde olduğu bildirilmektedir.
Yapılan çalışmalara ve Dünya Sağlık Örgütü öngörülerine göre, gelecekte ruhsal sorunlar katlanarak artmaya da devam edecektir.
DEPRESYON...
Depresyon Nedir?
Depresyon kendine özgü ruhsal ve bedensel bulguları olan, kişinin iş, aile ve sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. Genetik, hormonsal (endojen) ya da çevresel (eksojen) etkenlerden dolayı kişinin ruhsal olarak çökkünlük halidir. Hepimiz yaşadığımız olumsuz yaşam olaylarından etkilenerek kendimizi zaman, zaman üzgün, kederli, çökkün, vs. hissederiz ancak depresyonda ya bu tür duygu-duruma neden olacak bir yaşam olayı yoktur ya da içinde bulunulan duygu-durum yaşanmış olay ile orantısız ve abartılıdır.
Depresyonun Belirtileri Nelerdir?
Depresyonun Sıklığı Nedir?
Depresyonun tüm dünyada yaşam boyu sıklığı % 10-20 arasındadır. Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 2 kat daha sık görülmektedir. En sık başlama yaşı 20-40 yaş arası olmakla birlikte her yaşta görülebilmektedir. Irk ve sosyoekonomik durum farkı yoktur.
Depresyonun risk faktörleri nelerdir?
Hiçbir risk faktörü olmadan da kişilerin depresyona girebildiğini belirtmekle birlikte başlıca risk faktörleri: Kalıtsal yatkınlık, olumsuz yaşam olayları ile karşılaşma, kişinin yaşamında önemli olarak algıladığı nesne ya da kişilerin kaybına bağlı ortaya çıkan yas, iş yaşamı ile ilgili sorunlar, Sevgili (Partner), eş, evlilik ya da aile sorunları, hamilelik, doğum ve lohusalık süreci, fazla alkol ya da madde kullanımı, kronik ya da ağır fiziksel hastalıklar, menapoz ve antrapoz dönemi, göç (ülke, şehir değiştirme), yeni yaşam koşulları (boşanma, evlenme, evden ayrılma vb.) olarak sayılabilir.
Depresyonun tedavisi nasıldır?
En sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri her şey kişinin kendi elinde olduğu, kendi kendine irade gücünü kullanarak, tatile çıkarak vb. yöntemler ile depresyonun yenebileceğidir Depresyon tıbbi bir hastalıktır ve tüm tıbbi hastalıklarda olduğu gibi depresyon da hekim yönetimindeki bir tedavi ile tedavi edilmelidir.
Başlıca iki tür tedavi yöntemi vardır.
1- İlaç Tedavisi: İlaç tedavisinde amaç uyuşturmak, kişiyi çevresindeki olaylara tamamen duyarsız hale getirmek değil hastalığı tedavi etmektir. Bu alanda kullanılan ilaçların büyük bir kısmının bağımlılık yapma, kilo aldırma, kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde uyutma vb. yan etkileri yoktur.
2- Psikoterapi: Kişinin mevcut hastalığın ruhsal nedenlerini yok etmek ya da belirtileri ile başa çıkabilme gücünü artırmak için yapılan düzenli görüşmeler olarak özetlenebilir. Psikoterapi iki arkadaş arası dertleşme değildir.
En iyi sonuç her iki yöntemin de birlikte kullanıldığı durumlarda elde edilmektedir.
Kendinizin ya da bir yakınınızın depresyonda olduğunu düşünüyorsanız vakit geçirmeden tedavisi olan bu hastalık için profesyonel yardım almaktan çekinmeyiniz ya da yardım almasını sağlayınız.
Sayfa Özeti: Psikiyatri Bölümü
Sayfa Açıklaması: Bu yazı geçici olarak oluşturulmuştur. Sayfanın bu bölümüne metin eklendiğinde nasıl görüneceğini belirtmek ve geçici olarak boşlukları doldurmak için yazılmıştır.
