ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Stres ve Etkileri

Kişisel ve çevresel engeller bir hayat gerçeğidir. İhtiyacınız ya da isteklerinizi karşılayacak kadar para kazanamama, sevdiğiniz kişi tarafından reddedilme, yakın bir arkadaşınızın okul değiştirerek sizden uzaklaşması, sevilen birinin ölümü, kaza geçirmesi, yağmurda evinizi su basması, patronunuzun kapasiteniz üzerinde iş yüklemesi, iş değişikliği, evlilik, boşanma, işsiz kalma gibi pek çok sorun ve yaşamın geçeklerine uyum sağlamamız gerekir.

Stres nedir dersek, zorluklar karşısında başa çıkma kaynaklarımızı ve yeteneklerimizi aşan durumlarda yaşanan psikolojik durum olarak tanımlayabiliriz.

Psikiyatri ve psikoloji literatüründe her türlü dışsal zorluk ve gereklilik stres yaratıcılar, bunların organizmada yarattığı etkiler stres, stresin üstesinden gelme yöntemleri de stresle başa çıkma stratejileri olarak isimlendirilir.

Stres halk arasında sıkıntı olarak adlandırılan durumdur.

Stres yaratıcılara tepki olarak gelişen davranışsal ve psikolojik rahatsızlık örüntüleri, psikiyatrinin temel uğraşı alanlarındandır.

Yüksek iyimserlik düzeyi, psikolojik denetim sağlama yeteneği, yüksek benlik saygısı, ailevi ve toplumsal destek, bireylerin stresle başa çıkmalarını kolaylaştırmaktadır.

Stresle başa çıkma stratejileri ve stresle başa çıkma yeteneğinde genetik özelliklerin de büyük rolü vardır. Depresyon üzerinde etkili olan SHTTLPR geninin saptanması bu konuda çalışmaları ilerletmiştir.

Stresin bir özelliği de birikimli etki yaratmasıdır. Daha önce yaşanan stresli deneyimler kişiyi biyolojik olarak daha duyarlı hale getirmekte ve daha sonraki stresli olaylara daha fazla tepki gösterilmesine neden olmaktadır.

Stresli yaşantılar kişilerin bilişsel tutumlarını ve düşünce yapılarını da değiştirebilmektedir. Depresif ya da kaygılı bir anınızda, en yakın arkadaşınızın işi gereği sinemaya gitme teklifinizi reddetmesini, karamsar ve olumsuz yönden değerlendirerek,istenmediğinizi ya da sevilmediğinizi düşünmeniz de bunun rolü büyüktür. Neşeli bir anınızda büyük olasılıkla umursamayacaktınız, arkadaşınızın özel durumunu olgunlukla karşılayacaktınız.

Stres yaratıcı durumların şiddeti, süreğenliği, zamanlaması, bireyin yaşamını ne kadar etkilediği,denetlenebilir olup olmaması, stresin ciddiyetinde rol oynamaktadır. Bazen araba anahtarını kaybetmeniz, boşanma olayından daha fazla stres yaratabilir. Ya da yıllarca süren mutsuz bir evlilik, kabı taşıran son damla sudan bir bahane bile olsa bir anda bitebilir. Burada stresin süreğen ve birikici etkisi söz konusudur. Bir yangından son anda kurtulduktan sonra bunun etkisinden yıllarca kurtulamamanızda da, yangının öngörülemeyip, sizin kontrolünüz dışında olmasının getirdiği etkiler söz konusu olabilir.

Stres kaynaklarının çok güçlü olduğu, stresle başa çıkma stratejilerinin yetersiz kaldığı durumlar da kişide ciddi travma yaratacak, psikolojik dengeyi bozacak, psikiyatrik rahatsızlığa sebep olacaktır. Bazen de stres kaynağı zayıf bile olsa, kişideki stresle başa çıkma yeteneğinin eksikliği sorunları büyütür.

Yaşamdaki değişiklikler de stres nedenidir. Evlenmek, çocuğu olmak, terfi etmek, işe başlamak gibi olumlu olaylar bile hayat düzeninde yeni değişikliklere sebep olduğundan stres yaratabilir. Yaşam değişikliklerinin hızlılığı oranında stres de artar.

Yaşanan her travma, stres yaratan bir durum, değişen koşullar, aynı zamanda stresle mücadele yetenek ve kapasitemizi de arttırır. Bundan dolayı stres sürecinin doğala sonuçlarından biri de uyum ve gelişimdir. “Her şerde bir hayır vardır”, “Beterin beteri vardır” ayet ve sözü de buna örnek verilebilir.

Stres durumunda bedende bir dizi biyolojik değişim olur. Sempatik adrenerjik sistem ve hipotalamik-hipofizer adrenokortikal sistem organizmayı “kaç ya da savaş” tepkisine hazırlar. Bu koruyucu bir sistem olmakla birlikte, fazlası ya da kalıcılığı zarar verecektir.

Strese uyum sağlamaya yönelik biyolojik tepkilerin bedeli, psikiyatride allostatik yük olarak isimlendirilir.Rahatlamış durumda allostatik yük düşük düzeyde iken stresli durumlarda ve baskı altında yüksektir. Birçok fiziksel hastalıkta allostatik yük tetikleyici olmaktadır. Büyük stres kaynaklarının yanısıra trafikte kaybedilen zaman, mesaideki günlük sorunlar gibi sıradan olaylar da günümüzde bir stres kaynağı olarak pek çok insanı etkileyebilmektedir. Allerji, migren, diğer baş ağrıları ve romatizmal artrit gibi hastalıklarda stresin rolü açıktır.Stres bağışıklık sisteminde zayıflığa yol açarak sık sık soğuk algınlığı, nezle gibi viral enfeksiyonlara zemin hazırlamakta, bu hastalıkların daha ağır seyretmesine de sebep olmaktadır.Bu etki özellikle AIDS gibi ağır enfeksiyonlarda ciddi sonuçlara yol açar. Beyin, stres ve bağışıklık sistemi bağlantısı net olarak bilinen bir durumdur.

Umutsuzluk duygusu psikiyatride en önemli duygulanımlardan biridir. Kalp krizine ve felce yol açan damar sertliğinde umutsuzluk duygusunun hızlandırıcı etkisi vardır. İyimserlik birçok hastalığa tampon görevi görür. Depresyon geçmişi olanlarda kalp krizi geçirme riski normal popülasyona göre yüksektir. Bunlardan dolayı günümüzde pozitif psikolojiye yönelik büyük bir ilgi söz konusudur.

Öfke duygusu ile hipertansiyon arasındaki bağlantı birçok araştırmada ortaya konmuştur. Son yıllarda öfkenin bastırılması ya da dışa vurumundan ziyade, yapıcı bir şekilde aktarılıp aktarılmadığı üzerinde durulmaktadır.

Kronik ve akut stresler, kardiyovasküler kalp hastalıkları ve ölüm riskini arttırırlar. İş stresinin etkisi kalp hastalıklarında önemli olmaktadır. Fobik kaygı bozuklukları ve depresyon da koroner kalp hastalıkları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.

Aşırı rekabetçi, kendini işe aşırı şekilde adayan, sabırsız ve düşmanca hislere sahip A tipi davranış örüntülerinin kardiyovasküler kalp hastalıklarındaki rolü yıllardır bilinir. Son yıllarda tanımlanan D tipi kişilikte ise olumsuz duygulara sahip olmanın yanısıra güvensiz ve kaygılı hissetme eğilimi vardır ki, bu da kalp ve damar hastalıkları riskini ciddi derecede arttırmaktadır.

Depresyon da kalp hastalıklarında bir risk faktörüdür. Majör depresyon yaşayanların 4 kat daha fazla kalp krizi geçirdiği saptanmıştır.

Fobili kaygı bozukluğu olan erkeklerde de ani kardiyak ölüm riski 6 kat fazladır.

Sosyal izolasyon da bir stres kaynağı olarak damar sertliğini hızlandırmaktadır. Yalnız yaşayan, yeterli duygusal destek alamayan kişilerde koroner kalp hastalığı riski yükselmektedir.

Görüldüğü üzere çevresel stres yaratıcılar birçok fiziksel hastalığın gelişiminde aktif rol oynamaktadır. Maalesef bir hastalık geliştikten sonra stres yaratıcıların kaldırılması iyileşme için yeterli olmayabilir. Bundan dolayı stresi önleme ve stres yönetimi önem kazanmaktadır.

Antalya Psikiyatri Merkezi, Uz.Dr.Aykut Uluhan