ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Panik Atak

Panik Atağı ;

Galiba ölüyorum, aklımı kaçırıyorum, şimdi felç geçireceğim, tüm kontrolü kaybedip düşüp bayılacağım, nefes alamıyorum, boğazım tıkanıyor!

İşte panik atak.. Yer ve zaman mevhumu göstermeyen şiddetli korku, kaygı, bunaltı hissi veren, filmin koptu-kopacağı bir nöbet.

Kişileri yıllar boyu acillerde koşturan, check-up'tan check-up'a gezdiren, dahiliyeden kardiyolojiye, göğüs hastalıklarından nörolojiye başvurmadık hekim bıraktırmayan klinik tablo!

Tıp dilinde ise aşağıdaki 12-13 maddede saydığımız belirtilerin en az 4 tanesinin organik bir sebep olmaksızın görülmesi.

a) Kalbin çalışmasını aşırı şekilde, sanki yerinden fırlayacakmış gibi hissetme, çarpıntı- tekleme, kalp üzerinde baskı hissi, ağrı, uyuşma.

b) İçten gelen titreme, dengesizlik hissi.

c) Soğuk veya sıcak ter boşalması.

d) Göğsünde baskı, basınç, daralma hissi, göğüs ağrısı.

e) Alınan havanın yetmemesi hissi.

f) Nefeste tıkanma, boğulma hissi, alınan nefesin boğazda yumru gibi tıkanarak akciğerlere gitmemesi hissi.

g) Karın ağrısı, bulantı, gaz, geğirti, şişkinlik, midenin ağızdan çıkacakmış gibi olması hissi.

h) El- ayakta boşalma hissi, baş dönmesi, bayılacak, düşecek gibi olma.

ı) Derealizasyon denen olayların bir bulut kümesinin ardında gibi algılanıp, cisimlerin küçüldüğü ve bulanıklaştığı hissi ya da depersonalizasyon denen kişinin kendini algılayamama, hissedememe veya bedenle ruhun birbirinden ayrıştığını hissetme hissi.

j) Ellerde, kollarda veya tüm vücutta karıncalanma, uyuşma, yanma, elektriklenme, batma hissi.

k) Panik anında çıldıracağı, kontrolü kaybederek kendine, yakınlarına, çevreye zarar verme korkusu.

l) Kişiye yaşamının sona geldiği hissini veren ölüm korkusu.

Panik atak belirtilerini gösteren veya panik atak şiddetini artıran organik hastalıklar şunlardır:

1) Kalp kapak bozuklukları.

2) Tiroid ve paratiroid bezi bozuklukları (zehirli guatr, hiperparatiroidizm gibi).

3) Astım, amfizem, kronik bronşit gibi akciğer hastalıkları.

4) Hipertansiyon.

5) Böbreküstü bezinin hormon bozuklukları.

6) İç ve orta kulak denge organı bozuklukları.

7) Migren.

8) Epilepsi(Sara) nöbetleri.

9) Beyin damar hastalıkları.

Kimlerde panik bozukluk daha sık görülür?

1) Anne, baba, kardeş gibi birinci derece akrabalarında panik bozukluk yaşayanlar.

2) Telaşlı, titiz, mükemmeliyetçi kişilerde.

3) Alkol ya da madde bağımlılığı olan kişilerde.

4) Sosyal olarak engellenmiş, baskılanmış kişilerde.

5) Sürekli verici davranan, kolay kolay hayır diyemeyen kişilerde.

6) Öfke ve kızgınlığını içine atan kişilerde.

7) Aşırı hırslı olup sürekli başarı isteyen, her türlü başarısızlıkta kendini suçlayan kişilerde.

8) Cinselliği baskılanan, cinsel tatminsizlik yaşayan, bilinçdışı aldatma dürtü ve korkuları olan ve bilinçaltı eşcinsel eğilimi olan kişilerde.

9) Geçmişte anksiyete bozukluğu, depresif atak geçiren kişilerde.

10) Sosyal fobik, çekingen kişilik yapısına sahip kişilerde panik ataklar daha sık gözlenir, panik bozukluğa daha sık rastlanır.

''Hiç beklemediğim zamanlarda nefes alamamayla, kalp krizi geçiriyorum sanıyorum. Şiddetli ölüm korkusu geliyor, sanki o an canım çıkıyor, çıldırıyorum ama kimse yardıma yetişemeyecekmiş gibi. Başımdan aşağı ter içinde kalıyorum, ellerim ayaklarım uyuşuyor, bayılacakmışım gibi oluyor. Hemen kapıya, pencereye koşuyor, nefes almaya çalışıyorum. Ambülans çağırıyorum ölüyorum diye. Dayanılmayacak kadar şiddetli bir duygu, Allah kimseye vermesin, ölmeden defalarca ölmek gibi. Çaresizim ne yapacağımı bilemiyorum. Bir doktor olsa da hep yanımda taşısam, yardım edebileceğini bilsem, rahat etsem, ne zaman geleceği hiç belli değil. Bazen gece uykudan uyanıyorum bu korkuyla. Bazen trafikte arabayı kenara çekiyorum. Otobüste, dolmuşta durdurup kendimi dışarı atıyorum'' diyorsanız panik atak yaşamaya başlamışsınız. Ne oldu da şimdi panik atak geçirmeye başladınız diye bakmak gerekir. Çoğunlukla altta tetikleyen bir olay, olayla ilgili hatalı düşünce vardır. Yakınlarda birisinin başına gelen bir olayı duymuş ve bilgi işleme hatası ile değerlendirmiş olabilrsiniz. Derhal uygun davranışçı ve bilişsel terapiye başlamalısınız. İlaç tedavisinden de hızlı ve iyi sonuç alınabilir. Her zaman psikoterapi öncelikli olmalı, ilaç tedavisi ancak gerektiğinde ve takiple gerektiği sürede kullanılmalıdır. Bazen altta yatan sebep çok daha derin bir kaynaktan gelebilir. Şimdi o derin problemin tetiklenmesiyle ortaya çıkmış olabilir. Bu durumda psikodinamik psikoterapi gerekebilir.

Panik bozukluğu toplumda oldukça sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Dünya çapında %25'lere kadar çıkan oranlar saptanmıştır. Kentsel yaşam alanlarında kırsala göre daha sık görülmekle birlikte Amerika, İsveç ve Türkiye'de yapılan bir çalışmada birbirine çok yakın değerler bulunmuştur.Panik atak kadınları erkeklere göre daha fazla etkilemektedir. Her 3-4 kadın hastaya karşılık bir erkekte görülmektedir.

Her yaşta görülebilmekle beraber 20-35 yaşlarında pik yapmakta, ileri yaşlarda gittikçe azalmaktadır.Ekonomik durum ve eğitim düzeyiyle bir bağlantı saptanamamıştır.

Evli kişiler arasında evli olmayanlara göre %80 daha az görülmektedir. Birkaç Avrupa ülkesini kapsayan bir çalışmada boşanmış ya da dullarda evlilere göre 5-6 kat yüksek hasta oranı saptanmıştır.

TEDAVİ

Panik atak tedavi edilebilir mi? İnsanı bir kez değil bin kez ölümden beter eden bu krizden kurtulabilir miyiz? Evet!

Panik atak tedavisi, psikiyatrik hastalıklar içinde en kolay grupta olup, ilaç tedavileri, hipnoz ve psikoterapi ile panik bozukluğundan kısa sürede kurtulabilirsiniz.

Organik patolojiler yönünden gerekli tetkikleriniz yapıldıktan sonra psikiyatristinizin önereceği psikoterapi uygulamaları ve gereğinde eklenebilen ilaç tedavileri ile insana yaşamı zindan eden bu rahatsızlıktan kesinlikle kurtulabilirsiniz. Panik ataklar psikiyatrinin en kolay tedavi edilebilir rahatsızlıklar grubundan biridir.

Psikoterapi uygulamaları içinde bütüncül terapi kapsamında öncelikle bilişsel davranışçı terapi ile çok iyi sonuçlar alınabilmektedir. Bazen görülebildiği gibi altta yatan daha derin bir dinamik etken olduğunda dinamik terapilerle devam edilebilir.

Gereğinde hem bilişsel davranışçı terapiler hem de dinamik yaklaşım hipnoz- hipnoterapi ile desteklenebilir.

Uygun vakalarda panik hastaları grup terapilerine de alınabilmektedir.

Antalya Psikiyatri Merkezi, Psikoterapi Antalya, Psikiyatrist Emine Filiz Uluhan.