ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Ruh Sağlığı Nedir

Ruh sağlığı, psikopatolojinin olmaması, ruhsal hastalığın karşıtı olarak algılanmak ve bilinmekle birlikte çok daha geniş ve karmaşık bir tanım içerir. Son 40-50 yıllık tıbbi yayınlarda ve büyük çalışmalarda sağlıklı olan değil hasta olanın kim olduğu tarif edilmekte, literatüre girmektedir.

Ruh sağlığını, psikolojik sağlığı tanımlarken ortalamanın sağlıklı olmak anlamına gelmediği bilinmelidir. Herkes, içinde daima sağlıklı ve psikopatolojik ruh halini barındırmaktadır. Psikopatolojinin coğrafya, kültür ve tarihle bağlantıları unutulmamalıdır. Her toplumun değer yargıları sağlıklı olmak ya da normal olmak üzerinde farklı yorumlara açıktır.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi olarak bu yazımızda farklı ruh sağlığı modelleri çerçevesinde ruh sağlığını tanımlamaya çalışacak, ruh sağlığı nedir, psikolojik sağlık nedir sorularını yanıtlayacağız.

Model 1: Bu modele göre belirgin olan hiçbir psikopatoloji ruh sağlığına eşit değildir. En iyi düzeyde işlev görmekten değil makul oranda sağlıktan bahsedilebilir. Bazılarına göre ruh sağlığı kural değil istisnadır.

Model 2: Ruh sağlığı devam eden bir olgunlaşma sürecidir. Beyin gelişimi doğumla beraber beyin myelinizasyonunun artmasına paralel gelişmekte, belli yaşa kadar fizyolojik gelişim öne çıkarken, bir dönemden sonra duygusal ve sosyal zekanın deneyimle değişiminin etkisi görülmektedir.

Bunu destekleyen bir çalışmada 70 yaşındaki bireylerin 30 yaşlarındaki hallerine göre daha az depresyonda oldukları ve duygularını daha iyi düzenleyebildikleri saptanmıştır. Hayat aşağı inen bir merdiven değil, dışarıya doğru açılan bir yoldur.

Erikson’un modeli bu yapıyı açıklar. Erikson’a göre insan belli görevlerin üstesinden geldikçe sosyal çevresinin yarıçapı genişlemekte, ruhsal açıdan olgunlaşmaktadır.

  • Kimlik: Her bireyin geliştirmek zorunda olduğu sosyal yarıçapı bir sonrakinin içindedir. Örneğin, ergenlerin kimliklerini kazanmaları için anne babalarından ayrılmaları gerekir. Ancak bu benmerkezcilik ya da evden kaçarak aileden ayrılma anlamında değildir. Önemli ergen arkadaşlar, aileden olmayan rol model yetişkinler ile ergen özdeşleşme yapacak, tüm paydalardan kendine göre iyileri seçerek içselleştirecektir.
  • Yakınlaşma: Genç erişkinler karşılıklı ve bencil olmadan bir eş bağ kurabilmeli, yakınlık geliştirmelidirler.
  • Kariyer sahibi olmak: Diğer insanların gözünde değerli görünen bir şey yapmak kariyer sahibi olmak anlamındadır. Memnuniyet, tazminat, yeterlilik, adanmışlık dörtlüsü sağlandığında hobi veya iş kariyere dönmüş olur. Şizofrenler ya da ağır kişilik bozukluğu olanlar yakınlaşmayı ya da sürdürülebilir ve tatminkar bir iş sahibi olmayı başaramazlar.
  • Üretkenlik: Bir sonraki nesli koruma ve rehberlik etme, kendini verme kapasitesine üretkenlik denir. 35 yaşlarından sonra başarma ihtiyacı azalmakta, bağlanma ve toplumsallaşma ihtiyacı artmaktadır.
  • Bütünleşme: Kişinin kendini olduğu gibi kabul ederek yaşamın bir döngü olduğunu ve tekrar başa dönemeyeceğini idrak etmesi bütünleşme anlamındadır. İnançlara göre değişmekle birlikte ölümden sonra yaşam olduğu, kişinin kendi benliğinden daha büyük bir şeyin olduğunu düşünmesi genel bir insanlık inancıdır. Birey ölüm olgusunu içselleştirdiğinde huzur duyacaktır. Erikson, bunu dünya düzeni ve manevi anlamda deneyim kazanma olarak açıklar.

Yukarıdaki görev dizileri bir yol haritası gibidir. Bir görev diğerinden üstün değildir ya da bir görevi başarmak, diğerini başarmaktan daha sağlıklı değildir. Bu bir yarış veya ahlaki zorunluluk da değildir. Ancak psikiyatristler ve ruh sağlığı ile uğraşan meslek uzmanlarına tanı ve tedavide önemli dayanak noktalarındandır.

Model 3: Bu modelde ruh sağlığı, psikolojik sağlık, bizi başkalarıyla birleştiren sevgi, umut, neşe, bağışlama, şefkat, inanç, saygı, şükran gibi olumlu ve ahlaki duyguların varlığına sahip olmak olarak tanımlanır. Bu duygular insanlar arası bağ kurmanın temelidir.

Korku, öfke, kaygı gibi olumsuz duygular doğada canlıların hayatta kalması için gerekli olsa da evrim basamağının en üzerindeki insan yaşamı için olmazsa olmaz değildir. Olumsuz duygular insan için artık ‘’ben’’ ile sınırlı kalmalıdır. Olumlu duygular ise kişinin kendisini kendinden özgürleştirecek, huzur ve mutluluğu getirecektir.

Olumlu duygulara sahip bireyler daha esnek, yaratıcı, empatik olurlar. Hayat onlar için keyif kaynağıdır.

Model 4: Ruh sağlığı nedir sorusuna yanıt veren bu model sosyal duygusal (sosyoemosyonel) zekayı ön plana koymaktadır. Aristotales yüz yıllar önce bunu görmüş, bir eserinde şöyle bahsetmiştir. ‘’Bir kişi sinirli olabilir, bu kolaydır. Ama doğru kişiye kızmak, doğru şiddette kızmak, doğru zamanda, doğru amaç ve şiddette kızmak kolay değildir.’’ Burada sosyal duygusal zekaya atıfta bulunulmaktadır.

Öfke, korku, heyecan, ilgi, şaşırma, tiksinme ve üzüntü gibi yedi temel duyguyu kendimizde ve diğerlerinde ayırt edebilme sosyal duygusal zeka ile olabilmektedir. Bu duyguları ayırt edebilme ruh sağlığı ifadesidir.

  • Karşınızdaki kişinin duygularını gözlemleyip, algılayabiliyorsanız;
  • Kaygı durumunda kendinizi yatıştırıp, umutsuzluk ve hüzün gibi duygulardan kurtulabiliyorsanız;
  • Diğerlerinin duygularını tanıyıp, doğru yanıtlar verebiliyorsanız;
  • Diğer insanlar ile yakın ilişkilerde uzlaşabiliyorsanız;
  • Arzu edilen hedefe ulaşmak için motive olabiliyor, bazı hazları erteleyebiliyor, uyaranlara adaptif değişiklikler gösterebiliyorsanız ruh sağlığınızın yerinde olduğunu söyleyebiliriz.

Olumsuz duyguların sağlıksız olduğunu düşünmemeliyiz. Korku ve öfke gibi olumsuz duygular psikolojik sağlığın korunabilmesi için önemli olup, bunların ifadesi de sağlıklıdır.

Model 5: Olumlu ruh sağlığı için öznel iyi olma hali gereklidir. Bu durum sadece acının olmamasını değil, aynı zamanda olumlu hoşnutluk olmasını da içerir. Öznel iyilik hali, kişisel kaynakların yaratıcılık, yenilikçi düşünce ve eyleme dönüşmesine yardımcı olur. Mutlu insanların kilo problemlerinin daha az olmaları, sigara ve alkol bağımlılıklarının daha az olması bu tarife uymaktadır.

Öznel gerginlik halini de patolojik sayamayız. Korku, öfke, üzüntü gibi öznel olumsuz duygular bizi dış tehditlere karşı koruyan, güvenliğimizi arttıran sağlıklı hatırlatıcılardır. Dış tehdide karşı ilk koruyucu kalkan korkudur. Üzüntü bir yardım çağrısıdır. Öfke ise sınır ihlaline uyarıdır.

Model 6: Burada stresli durumlarla başa çıkmak için insanların kullandığı mekanizmalar öne çıkar.

  • Bilinçli sosyal destek arama.
  • Strese karşı geliştirilen bilinçli bilişsel stratejiler.
  • Adaptif, istemsiz başa çıkma mekanizmaları. Bunlar psikoloji ve psikiyatride savunma mekanizmaları olarak isimlendirilir.

Savunma mekanizmaları ile ilgili ayrıntılı yazılarımıza (www.antalyapsikiyatri.com), (www.psikoterapi.pro) ve (www.antalyapsikiyatrist) web adreslerindeki ilgili linklerden ulaşabilirsiniz.

Sağlıklı istemsiz zihinsel mekanizmaları, yani savunma düzeneklerini kısaca özetlersek;

  1. Mizah: Kişiyi rahatsız etmeden ya da diğerlerinde hoşnutsuzluk yaratmadan duyguları ifade edebilme becerisidir. Bu sayede kişi daha geniş bir bakış açısı yakalar, daha çok hisseder, ama eyleme vurmaz.
  2. Özgecilik: Bireyin ona verilmesinden hoşlandığı şeyleri başkasına vermekten zevk almasıdır.
  3. Yüceltme: Zekice bir uzlaşma ve dikkatli fayda hesabı içermeyen yüceltme sağlıklı bir savunma mekanizmasıdır.
  4. Bastırma: Sağlıklı bastırmada duygusal çatışma, içsel ya da dışsal stresörler ve acılara göğüs gererek başa çıkma vardır. Acı minimalize edilir, ertelenir ama hiçbir zaman tamamen yadsınmaz.
  5. Öngörme: Gelecekteki tehlikeleri duygusal ve bilişsel olarak algılama, çatışma ile ufak adımlarla başa çıkma mekanizmasıdır. Gelecekte acı verecek olaylara ait duygular makul miktarlarda zihinde tutulur.

Psikoterapide işlediğimiz temel konulardan biri daha az uyum gösteren savunmalardan daha çok uyum gösteren savunmalara geçişi öğrenmektir.

Ruh sağlığı, ruhsal hastalıkların teşhis ve tedavisi, psikoterapi, hipnoz, EMDR uygulamalarıyla Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi olarak yanınızdayız.