ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Şizofreni Hastasını Anlamak

Şizofreni, hastanın iç dünyasını anlamakta en zorlanılan ve kişiye en çok azap veren hastalıklardan birisidir. Şizofreni hastasının ruh halini anlayabilmek aile üyeleri için çoğu kez mümkün olmamakta, bu durum tedavinin seyrini olumsuz etkilemektedir.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi olarak bu yazımızda şizofreni hastası olmak nasıl bir şeydir sorusunun cevabını vererek özellikle hasta yakınlarının hastaya doğru yaklaşabilmesini, hastayı anlayabilmelerini amaçlıyoruz.

Şizofreni hastası deyince birçoğumuzun aklına ortalıkta dolanan, garip kelime ve cümleler mırıldanan, bakımsız, giyimi perişan, alışılmadık ya da garip hareketler sergileyen birisi gelir. Anlaması en zor olan ise hastanın duyusal algılarındaki değişikliklerdir.

  • Şizofreni hastaları için en karmaşıklık yaratan ve azap veren yaşantı işitsel halüsinasyonlardır. Bu durum genelde sesler duyma olarak tarif edilir. Hastalar belirli bir kişi ya da insan gruplarının onlarla hepsi kendi ayrı sesiyle konuştuğunu hissederler. Bazı hastalar ise tanıdık insanların seslerini, bazıları mistik ya da hayali varlıkların seslerini, bazıları ise kime ait olduğunu bilmedikleri sesler işitirler. Hastalığın aktif dönemlerinde hastalar bu seslerle sürekli mücadele eder, bunun neticesinde de yorulur, tükenir, dikkati dağılır, korkuya kapılır. Duyulan sesler bazen sevecen, anlamsız ya da absürd şeyler olmakla birlikte sıklıkla kaba, hakaret içeren, sövgü dolu cümlelerle eleştiren tarzdadır. Bu da çok eziyet verici ve bunaltıcı bir semptom olarak kendini gösterir.
  • Şizofreninin erken dönemlerinde ise halüsinasyon olmayan görsel ve işitsel deneyimler ortaya çıkabilir. Bu hastalarda duyuların daha keskinleşmesi ve berraklaşması hissi olur. Hasta sesleri filtreleyemez, bundan dolayı daha önce fark etmediği seslerin farkına varır. Çoğunlukla bir çeşit sese de odaklanılamaz. Normalde binlerce gördüğümüz, işittiğimiz, hissettiğimiz şey olsa da bunlar elenerek farkındalık düzeyinin altına itilmekte ve biz bir ya da iki şeye odaklanmaktayız. Şizofrenide ise bu organizasyon bozulduğundan hasta özellikle bir şeyle ilgilenmese bile her şey dikkatini çeker, görülür ve duyulur hale gelir. Bu nedenle odaklanma becerisi yitirilir, en saçma ve küçük şeyler dikkat alanına girer, bu karmaşa içinde hasta dağılır.
  • Görsel uyaran bombardımanı, önemli detayları gözden kaçırma, perspektif ve derinlik algısının kaybı, bulanık görme birçok şizofreni hastası tarafından bildirilen görsel yaşantılardır. İnsanların ve nesnelerin boyutlarının küçüldüğü, hastadan sonsuz ve sınırsız bir uzaklığa doğru çekildiği hissi yaygındır. Sıradan renklerin fazlasıyla parlak görünmesi, ışık yoğunluğunun rahatsız edici biçimde hissedilmesi, bunlardan dolayı okumanın güçleşmesi sık görülen belirtilerdendir. Görsel değişikliklerin ileri boyutunda illüzyonlar ortaya çıkar. Şekil değiştiren insan ya da nesneler, gerçekte orada olan bir şeyin görüntüsünün bozulması ya da yanlış algılanması veya olmayan şeylerin görülmesi şizofrenlerin tanımladığı illüzyonlardır. Görsel halüsinasyonların yaygınlığı, işitsel halüsinasyonlardan çok daha azdır.
  • Şizofreni hastaları alışılmadık veya garip fiziksel duyumlar alabilirler. Dokunma veya temasa aşırı duyarlılık bunlar arasındadır. Herhangi bir dokunuş bazı hastalar için korkunç bulunurken, bazı hastalar kendi vücutlarında yaşadıkları fiziksel duyularla ilgili hezeyanlar geliştirirler. Kafa derisinde ve içinde ağrı, beyinde ezilme ve kanama hissi, kafaya dikenli bir taç giymiş gibi olma, beyinde erime hissi sıklıkla tariflenmektedir. Sürekli cinsel irritasyona yol açan genital bölgelerde artmış duyarlılık hali de birçok şizofrende mevcuttur.

Düşünme ya da bilişsel bozukluklar bir diğer şizofreni bulgularıdır. Düşünme işlevinde derin bir düzensizlik ve bozulma nedeniyle hastanın günlük hayattaki işlevselliği ileri derecede bozulur.

  • Bağlantısız konuşma ve konudan konuya atlama oldukça tipik bir şizofreni bulgusudur. Hasta ilgili bilgiyi ilgisizden ayıramaz ve zihin bir anda yüzlerce yöne kayar. Karmakarışık bir düşünce ve tutarsız, dağınık, daldan dala atlayan bir konuşma meydana gelir.
  • İçsel ve dışsal uyarılar filtrelenemediğinden hastanın dikkati çok çabuk dağılır, bir şeye odaklanmak mümkün olmaz, yapılan şeyden kolaylıkla kopulur. Kişi söylediğini, söyleyeceğini unutur. Düşünme hızı artmıştır. Hastalar bunu düşüncelerinin açıkça kontrollerinin dışında, serbestçe fırıl fırıl döndüğü biçiminde algılarlar. Düşüncelerinin hızı ve kontrol dışı olmaları nedeniyle hastalar kendi düşüncelerini çoğunlukla pasifçe yaşarlar. Sanki bir albümden saçılmış yüzlerce resim hastanın zihninde uçuşuyor gibidir.
  • Hastalığın erken dönemlerinde artmış düşünme hızı nedeniyle yaşanan çağrışım zenginliği ve farkındalık keyif verici olabilmekte, zihinsel verimlilik ve yaratıcılıkta artış görülebilmektedir. Bunun ardından ise önemli derecede zihinsel yorgunluk dönemine girilecek, yavaşlamış düşünce yoksunluğu gelişecek, düşünme işlemi balçık bir tarlada yürümek kadar zorlaşacaktır.
  • Şizofreni ilerledikçe günlük olayları anlama ve yorumlama güçleşir. El sallamak, selam vermek gibi çok basit eylemleri yapmak bile olanaksızlaşabilir. Çağrışımlarda artış ve filtreleme eksikliği nedeniyle duyulan bir cümle yorumlanamaz, görsel nesneler parçalara bölünmüş algılandıklarından bir bütünlük oluşturulamaz. Bazı hastalar bir insan yüzünde önce dişleri, sonra burnu, sonra yanakları, sonra bir gözü, sonra diğer gözü gördüklerini tarifleyebilmektedir.
  • Bazı hastalarda düşüncelerinin kafalarının içine dış bir güç tarafından konduğuna ya da vücutlarının başka birisi tarafından kontrol edildiğine dair hezeyanlı inançlar, bazı şizofreni hastalarında ise takip edildikleri, sinsice uygulanan araştırma projelerinde denek olarak kullanıldıkları gibi paranoid hezeyanlar görülür. Tanrı veya ünlü bir insan ya da doğaüstü bir güç olduğuna inanmayla giden grandiyöz hezeyanlar da seyrek değildir.

Duyusal ve bilişsel değişimlere çoğu kez duygulardaki değişimler, duygusal çalkantılar eşlik edecek, hasta korkular, suçluluklar, endişeler nedeniyle büyük acılar çekecektir.

  • Şizofreninin başlangıç döneminde öfori ve coşkudan dehşet ve hiddete uzanan bir aralıkta duygu yoğunluğu yaşanır. Hastalar bunu, düşünmenin düşünme olmaktan çıkıp katıksız bir hissetmeye dönüşmesi olarak tarif ederler. Düşünme, analiz gerçekleştirilemediğinden herhangi bir bağlam ve mantık süzgeci olmadan duygu dalgaları önünde sürüklenilir.
  • Uygunsuz duygulanım bir diğer şizofreni bulgusudur. Bir şizofren çok üzücü bir şey söyleyip hemen ardından kahkahalarla gülebilir. Çünkü hastanın iç dünyası garip imgeler, sesler, tuhaf çağrışımlarla doludur. Hasta ciddi bir şey konuşurken aklına gelen komik şeylerle bir anda gülebilmektedir.
  • Şizofreni ilerledikçe güçlü duygusal tepkiler, yerini hissizliğe ve dalgınlığa bırakır. Aşırı içine kapanık ve çok az görünür duyguların olduğu bu durum sığlaşmış duygulanım olarak isimlendirilir. Hastalar duygusal ya da kişisel olarak etraflarında olup bitene tepki vermezler. Üzerlerine düştüğünüz takdirde yavaş, nazik ama mesafeli bir ilişki kurabilirler. Bir hasta boş bir bakışla gözlerini size dikip dakikalarca bakabilir. Evini ateşe verdikten sonra yanan evde oturup televizyon izleyen bir hasta kayıtlara geçmiştir. Bazı hastalar ‘’keşke kendimi kötü hissedebilsem, bu bile hiçbir şey hissetmemekten daha iyi olurdu’’ diyerek, durumlarını çok güzel özetlemektedir. Düşünme ile konuşmanın yoksullaşması, kısa somut cevaplar bir çok şizofrende görebileceğiniz bulgulardır.

Bunlardan dolayı bir şizofrenle iletişim kurarken yavaş ve açık konuşmalı, hastayı asla çok fazla bilgiyle bir anda boğmamalı, basit ve direkt yaklaşmalıdır.

Nobel ödüllü Amerikalı matematikçi John Nash’in hayatını anlatan Akıl Oyunları filmini izlemenizi, şizofreniyi anlamak açısından Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi olarak öneririz.

Psikiyatrist ve Psikoterapist Emine Filiz Uluhan.