ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Evlilik Öncesi Danışmanlık

Bu günlerde Tv'de dönen bir reklam var. Kilonuzu biliyorsunuz! Boyunuzu biliyorsunuz! Ayakkabı numaranızı biliyorsunuz!... diye! Bakın bakalım onun sonuna " Peki evleneceğiniz kişiyi ne kadar biliyor ve tanıyorsunuz" u koyun. Evet sizde ilk etapta kesin tanıyorum, daha sonra biraz tanıyorum, en sonunda da galiba ben de tanımıyorum diyenlerdenseniz. Bu yazıyı daha da dikkatli okumanızı öneririm.

Evlilik kutsal ve yasal bir müessese olduğu için bir takım resmi prosedürlerden geçiriliyoruz. Evraklar, sağlık raporu..vb. bunlar güzel fakat şöyle bir çevrenize baktığınız zaman insanların bu sebeplerden boşanmalarına pek fazla tanık olmuyoruz. Bu yüzden de Boşanmaların yüzde 85 inin geçimsizlik olduğu ülkemizde evlilik öncesi danışmanlığın önemi kat be kat artıyor. Bu yüzden doğru eş seçimi hayatta mutluluğumuz için en önemli araçlardan birisidir. Eşimizi nasıl seçiyoruz. Eş seçiminde, bireyin geçmiş yaşantılarıyla ilgili deneyimleri ve bireyin kişilik özellikleri önemli rol oynamaktadır. bireyler eş seçiminde kişisel ihtiyaçlarını ön planda tutarlar ve gereksinim duydukları şey, eksik buldukları yönlerini tamamlayabilecek bir insanı seçmektir. Örneğin otoriter olma gereksinimi duyan bir birey eş olarak daha pasif ve yönlendirilme gereksinimi olan bir insanı eş olarak seçecektir ya da şefkat gereksinimi ağır basan bireyler onlara şefkat gösterebilecek vicdanlı kişileri eş olarak seçecektir. Eş seçiminde ki diğer faktörde birey kendisindeki eksikliklerin veya patolojik durumunun farkındadır ve bu durumu şimdiye kadar çözememiştir. Eş adayını, bu sorunuyla kendisini kabul edeceği belki de tahammül edebileceği bir kişi olarak seçebilir. İki ayrı insanın aynı çatı altında girmeleri ve bu çatı altında hiçbir çatışmaya girmeden evliliklerini sağlıklı bir şekilde devam ettirmeleri nerdeyse imkansızdır. Eğer böyle görünen çiftler var ise de bunlar sağlıksız evliliklerdir. Çünkü bu tip evliliklerde bireyler kendileri değildirler. Karşı tarafın isteklerine uyum gösterme çabası içinde olan yani "mış gibi" yaşayan çiftlerdir ve muhtemelen çok uzun vadeli bir evlilik olmayacaktır. Deneyimlerimizden yola çıkacak olursak en iyi ve uzun süreli evliliklerin doğru çatışan ve kavga etmeyi iyi bilen çiftlerin sahip oldukları evlilikler olarak nitelendirebilmek mümkündür.

Evlilik Kararı alınırken bireylerin izlediği yanlış yollar

İlk görüşte aşk: İlk görüşte aşık olmayı anlamak mümkün olmaktadır ama bu kriterin evlenilecek olan eşin seçiminde kullanılması oldukça risklidir. Birbirlerini uzun süre tanımadan yapılan evliliklerin başarı şansı da son derece düşüktür. Deneyim arttıkça ve birey ilişkiler içinde kendini ve karşısındaki insanı tanıdıkça daha mantıklı kararlar alabilecektir.

Evden kaçmak: Bazı kişiler ev ortamından uzaklaşmak ve yeni bir çevreye girebilmek için evlenme kararını alabilmektedirler. Huzurlu olunmayan bir çevreden ayrılabilmek için alınan bu karar mutsuz evliliklere neden olmaktadır.

Yalnızlıktan kaçış: Bazen yalnızlıktan kurtulmak istemek de bir evlenme nedeni olabilmektedir. Evliliğin amaçlarından biri de sevilen insanla beraber olmaktır ama sadece yalnız kalmamak için yapılan evlilikler maalesef başarılı olamamaktadır.

Seksüel gereksinimlerin karşılanması: Cinsellik, karşı cinsle olan ilişkilerin önemli bir bileşenidir ancak bazen insanlar cinsel gereksinimlerini temel alabilir ve bu nedenle evlenebilirler. Bu neden de diğer nedenler gibi mutsuz bir evliliğin temellerini atabilmektedir.

Evlilik Kararı alınırken bireylerin izlediği doğru yollar

Benzer sosyo-ekonomik düzeylerden gelmek: Sosyal alanda yapılan çalışmalar benzer sosyo-ekonomik statülerdeki bireylerin yaptıkları evliliklerin daha başarılı olduğunu göstermektedir.

Benzer enerji düzeyleri: Çiftlerin benzer enerji düzeyinde olması evlilikteki doyum için önemli bir kriterdir. Örneğin eşlerden birinin uykuya aşırı derecede düşkün olması, diğerinin ise son derece enerjik ve az uyuyan bir insan olması onların birbirlerine ayıracakları zamanı kısıtlar ve birlikte yapmak istedikleri faaliyetleri yapamamalarına neden olur. Bu nedenle çiftlerin enerji düzeyi açısından birbirinden çok farklı olmaması gerekmektedir.

Değişime açıklık yada durağanlıktan hoşlanma: Bazı ilişkilerde çiftler daha durağan bir yaşamdan hoşlanırlarken kimi ilişkilerdeki çiftler için hareket, değişim ve belirsizliğe dayanıklılık daha fazladır. Birbirine bu özellikler açısından uymayan çiftler ise beraber olmakta oldukça güçlük çekmekte ve evliliklerinde sorun yaşayabilmektedirler. Örneğin; eşlerden biri için düzenli, planlı-programlı bir yaşam önemliyse, kişi durağan bir yaşamdan daha çok hoşlanıyorsa ve diğer eş de tam tersine hareketlilik, değişim ve belirsizlikten zevk alıyorsa bu durumda ilişki eşler için oldukça zor bir hal alabilir.(Cox, 1990).

Evlilik öncesi danışmanlık hizmetinde neler yapılır!

İlk olarak gelen bireylere MMPI kişilik testi uygulanır ve bu testin yorumu bireylere öncelikli olarak bireysel olarak yapılır. Daha sonra da her iki bireyin onayı alınarak yapılan yorumlar karşılıklı olarak değerlendirilir. Bireyleri bir arada tutan ve ayıran şeylerin neler olduğu açıklığa kavuşturulur. Her iki bireyin de evlilikten ve birbirinden beklentileri en ince ayrıntısına kadar açıkça konuşulur. Aile yapıları ve uyuşmazlıkları tespit edilip bunlar hakkında tedbirler alınır. Bireylerde ki eksik yanlara göre çifte iletişim ve empati becerilerini arrtıracakları bir eğitim verilir.

Bireylerin zihinlerinde en ufak bir soru işareti kalmayacak şekilde devam ettirilen evlilik öncesi danışmanlık süreci gerekli görülürse bireysel psikoterapilerle de desteklenilerek sonlandırılır. Bu süreç içerisinde danışanlarımızın bizden şöyle bir beklentileri sürekli olarak gündeme gelmektedir. "Sizce biz evlenmeli miyiz yoksa birbirimize uygun olmadığımız için ayrılmalı mıyız?" buna kesinlikle biz uzmanlar karar verici yada yönlendirici olmayız. Bizim görevimiz sadece bireylerin sorunlarını tespit edip eğer isterlerse de bu sorunların üstesinden gelmelerine destek olmaktır. Bu kararın sorumluluğu bireyler aittir. Bize düşen görev bu kararın olabildiğince sağlıklı olmasını sağlamaktır.