ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Kendimizi Kullanma Kılavuzu

Yeni bir tv, mutfak robotu, cep telefonu, bilgisayar hatta ve hatta bir oyuncak aldığımızda bu cihazlarla ilgili herhangi bir sorunla karşılaşmamak ya da bir sorunla karşılaştığımızda kolayca çözebilmek için yapılan basit bir şey vardır: Kullanma kılavuzunu okumak! Kendi deneyimlerimden yola çıkarak; bu kılavuz, ilgili cihazı anlamamızı ve problemin çözümünü kolaylaştırıcı bir etkiye sahiptir.

Çocukluğumdan beri kendime sorduğum ve hayalini kurduğum bir olay vardı: Gerek okulda öğretmenlerimle, gerek arkadaşlarımla, gerek ailemle ve gerekse de kendimle ilgili anlam veremediğim o kadar çok olay yaşardım ki bu olaylar karşısında beni rahatlatan güzel bir düşünceydi "İnsanın Kullanma Kılavuzu"nun olması. Bu düşünce çocukluk yıllarımda benim için çok basit bir şeyken büyüdükçe insanları anlamanın zorlaştığını fark ettim. Çünkü her insan nevi şahsına münhasır'dı yani her biri tekti ve eşi benzeri yoktu. Bu benim işimi zorlaştıran bir sonuç olmakla beraber içimdeki umut hala sönmüş değildi. Üniversitede ve sonrasında aldığım eğitimlerde de hep bu kılavuzu aradım ve sonunda şu yanıtı buldum ki evet olabilirdi tam anlamıyla olmasa da insanın da bir kullanma kılavuzu vardı. Herkesin genetik özellikleri, yetiştiği çevre koşulları farklıydı belki; ama yaşadıkları ruhsal süreçler aynıydı. Her insan özünde iyiye ve güzelliğe doğru yol almaya meyilliydi. Ancak bireyler aile ve çevrenin yetiştirme biçiminden kaynaklanan yapılanmalar ya da yaşadıkları çeşitli travmalardan dolayı kendi hayat yolunda bazı engellerle karşılaşabilir, bu engelleri de ya hiç fark edemez ya da iş işten geçtikten sonra fark eder.

Bu meseleyi iyice anlayabilmek için yeni doğmuş bir bebek karşısında anne ve babanın şaşkın bir tutumunu gözümüzün önüne getirebiliriz. Ebeveynler gerek ailelerinden ve çevreden aldıkları gerekse de kitaplardan ya da internet vasıtasıyla araştırdıkları belli bilgileri adeta bir kuralmış gibi çocuklarına uygulamaya başladıklarında asıl sorun baş gösteriyor. Şimdi burada insanın doğal sürecini etkileyen bir durum mu söz konusu yoksa ona katkıda bulunulan bir durum mu? Bu durum aslında bir paradoks! Asıl mesele bu bilgileri hazmetmek ve daha sonra kendi ihtiyaçlarımız göz önünde bulundurarak bunları uygulamaya koymaktır. Günümüz toplumunda maalesef bu iş bu şekilde değil de adeta kurallar ve gereklilikler şeklinde yürüyor. Bu da kendi çocuklarımızın doğal seyrinde gelişmesini engelleyerek bir takım kuramların bir takım insanların inandıkları gibi olmasına neden olmakta ve dolayısıyla, kendi çocuğumuzda bu kitabi bilgiye uymayan bir durum ya da kitabi bilgideki zamana uymayan bir gecikme varsa paniğe kapılıp, uzmanların kapılarını arşınlayıp çocuğumuza ya da kendimize bazı tanılar koydurma telaşına giriyoruz. Bunun temelinde bir anlam arayışı yatmaktadır. İnsanoğlu hayatın anlamını farklı çağlarda farklı yollarda aramış ve tam olarak bulamamıştır ve maalesef ki çoğunluk toplumsal kabul uğruna kendi anlam arayışından vazgeçmiş ve sadece düzenin(iyi-kötü) bir parçası olmaya mahkûm olmuştur. Eğitim bu konunun üstesinden gelebilmek için büyük bir fırsattır. Logo Terapi'nin kurucusu Victor FRANKL' in dediği gibi : "İnsan kendisi için karar verir! Bu yüzden eğitimin amacı karar verme yeteneğini geliştirmek olmalıdır." Doğru kararlar alabilmek için yapmaya ihtiyaç duyduğumuz bazı noktalar söz konusudur. Bunlar:

  • Kendimiz ve çevremizi sorgulayarak, okuyarak ihtiyaçlarımızı belirlemek
  • Duygularımızın kaynağı olan düşüncelerimiz belirlemek
  • Bilinçdışı süreçlerin nasıl işlediği konusunda kendimizi eğitmek

Diğerleri sizin yansımanızdır. İçinizde bulunan sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir şeyi yansıtmadığı sürece, herhangi bir şeyi sevemez ya da ondan nefret edemezsiniz. O yüzden başkalarını sevmemize ya da onlardan nefret etmemize neden olan şeylerin bize ait olduklarını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız. Yanıtlarınız kendi içinizde yatar. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır; yönlendirmelerine değil!

Sonuç olarak, insana ait tek bir kullanma kılavuzu ütopik bir hayal olmanın ötesine geçemezken özellikle ergenlik dönemiyle beraber her insan kendi kullanma kılavuzunun üreticisi ve uygulayıcısı olabilir. Duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ve anlatılanlardan daha fazlasını bilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir. Yazımın en başında değindim gibi her insan özünde iyiye ve güzele gitmeye meyillidir ve insanlar" gözleyen ve yaşayan ben" olmak üzere iki de "ben"e sahiptir. Biz uzmanlar bireylerin bu iki "ben"lerini de kullanabilmelerini sağlamaya çabalarız ki onlar da kendilerine ait bir kullanma kılavuzlarının olduklarının farkına varıp kendi kılavuzlarını oluştursunlar.