ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Alkol Bağımlılığı,Alkol ve Cinsellik

Alkol bağımlılığı bireylerin alkol alma biçimleri, kalıtımsal özellikleri, fizyolojik yapıları, kişilik özellikleri ve eşlik eden ruhsal bozukluklarına göre farklılıklar gösteren heterojen bir rahatsızlıktır.

Alkol bağımlılığı ve alkol kötüye kullanımı erkeklerde kadınlara oranla 5 kat daha fazladır ve genetik etkenlerin rolü de erkeklerde daha belirgindir.

Alkol kullanımında çok farklı etkenlerin rol oynaması nedeniyle, alkolizmin başlangıç yaşına, aile öyküsüne, eşlik eden psikopatoloji ve kişilik sorunlarına, alkolün bireydeki fiziksel sonuçlarına, sosyal etkilerine, alma ihtiyacını açıklayan psikanalitik yaklaşımlara göre farklı sınıflandırmalara gidilmiştir.

Bowman ve Jellinek alkol kullanıcılarını 5 gruba ayırmıştır. Ruhsal nedenlerden ötürü aşırı alkol alımı alfa alkolizm, tolerans ve kesilme belirtilerinin geliştiği, kontrol kaybının yoğun olduğu, zaman zaman aşırıya kaçan dalgalı bir alkol alımının olduğu gama alkolizm, alkol alımının uzun süreler aynı gittiği, arttırma ihtiyacının olmadığı, fakat tolerans ve kesilme belirtileri gösteren delta alkolizm, fizyolojik komplikasyonların olduğu fakat bağımlılığın gelişmediği beta alkolizm ve periyodik biçimde, aralarda alkol kullanmadan zehirlenme derecesinde içme, yani dipsomani tarzında içimi tarifleyen epsilon alkolizm tanımlamaları yapılmıştır. Dipsomani özel bir durumdur, kişiler normal zamanda içme isteği duymamaları hatta alkolden nefret etmelerine karşın dönem dönem iş, ev vs. her şeyi unutup, saatler hatta günler boyu içerek sızıp kalmaktadır.

Morey kişilik özelliklerini, entelektüel kapasite, demografik özellikler ve alkol kullanım tipine göre bir sınıflamaya giderek 3 grup tanımlamıştır.

-Birinci grup erken dönem sorunlu içicilerdir. Bunların aldıkları alkol miktarı düşük olup, alkole daha geç yaşlarda başlarlar. Agresyon ve dürtüsellik düzeyleri zayıf, soyut düşünme yetileri gelişmiştir. Komplikasyonlara daha seyrek rastlanır.

-İkinci grup akşamcılar olarak tariflenebilir. Bunlar başkalarıyla beraberken alkol alırlar, düzenli içicilerdir, orta derecede bağımlıdırlar.

-Üçüncü grup şizoid içicilerdir. Bunlar yalnız başlarına, arada sırada fakat aşırı miktarlarda alkol alırlar. Alkol almaktan suçluluk ve kaygı duyarlar. Kolay bağımlı olurlar, alkol kullanım sorunları sıklıkla rastlanır, agresif ve dürtüsel davranırlar.

Zucker ergenlik döneminde antisosyal kişilik özelliklerinin, okul başarısındaki düşüklüğün, ebeveyn-ergen ilişkisindeki kopuklukların, ebeveynlerin rol model olma yetersizliğinin ve arkadaşlar ile kişilerarası ilişkilerde zorlanmaların alkolizm gelişimi için risk olduğunu vurgulamaktadır.

Pasif bağımlı ya da kaygılı kişilik özellikleri taşıyan, hassas, ince fikirli, gelecekten endişe duyan, yabancılardan çekinen, detaylı düşünen bireyler genelde daha geç dönemlerde ve sosyal ortamlarda içerek alkol alışkanlığı kazanırlar ve alkolün kaygı yatıştırıcı etkisiyle kullanım sıklığı ve miktarını arttırırlar.

Dürtüsel, dikkat eksikliği ve odaklanma sorunu yaşayan, başına buyruk, duygusal yönden soğuk, tehlike ve risk almaktan kaçınmayan, yeni ortamlarda çekinme duymadan ilişki kurabilen ya da antisosyal kişilik özellikleri gösterenler ise alkole erken yaşta başlarlar ve alkolün öforik etkisi onlar için temel motivasyon nedenidir.

Alkol ve Cinsellik:

Cinsellik ve alkol ilişkisi yılardır tartışılmaktadır. Bu tartışmanın ana unsuru alkolün afrodizyak etkisi olduğunun düşünülmesi ve cinsel uyarıcı olarak kullanımıdır. Alkolün doğrudan afrodizyak bir etkisi olmamakla birlikte sosyal anksiyeteyi azaltmasından dolayı göreceli bir etkisinden söz edilebilir. Cinsel doyum ve cinsel performansı arttırdığına dair hiçbir kanıt yoktur. Yüksek dozda alkol ise özellikle erkeklerde sorunlara yol açmaktadır. Sertleşme kusurları, cinsel istekte azalma ve erken boşalma en sık rastlanan cinsel problemlerdir. Bazı çalışmalar, kadınların erkeklere göre daha fazla cinsel baskı ve engellenme ile karşılaşmalarından dolayı, az miktarda alkolün subjektif olarak cinsel isteği, uyarılmayı ve alınan zevki kadınlarda özellikle arttırdığını söylemektedir. Birçok otör bu olumlu hislerin alkolün cinsellik üzerine olumlu etki beklentisi ile doğru orantılı geliştiğini vurgular.

Kronik alkolizmin cinselliği olumsuz etkilediği üzerinde tüm yazarlar hemfikirdir. Burada alkolik nöropati, karaciğer ve hormonal etkilere bağlı işlev bozuklukları rol oynamaktadır. Erkeklerde plazma testosteron seviyelerinde düşme, östrojende yükselme, kadınlarda FSH yetersizliği cinsel fonksiyonlarda bozulmaya sebep olmaktadır.

Ayrıca alkole bağlı evlilik sorunları, alkolle cinsel kıskançlığın artışı ve cinsel suçlara eğilimin artması da alkolün cinsellik üzerindeki dolaylı olumsuz etkileridir.

Kaleminden