ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Psikiyatrik Görüşme ve Ruhsal Durum Muayenesi

Psikiyatrik görüşme, ruhsal sorunları olan kişilerin değerlendirilmesi ve tedavinin planlanmasında psikiyatristleri yönlendiren en önemli unsurdur. İyi bir psikiyatrist bu görüşme ile psikolojik problemin biyo-psiko-sosyal boyutlarını anlar.

Psikiyatrik muayene sırasında, tedavi de başlamış sayılır. Tedavi sonucunu derinden etkileyecek olan hasta-hekim ilişkisi, psikiyatrik görüşmenin ilk anlarından itibaren kendini gösterecektir.

Görüşmenin başında psikiyatrist hastaya-danışana kendini tanıtır. Kişinin ruhsal muayeneye gönüllü olarak gelip gelmemesi sürecin planlanması için önemli bir kriterdir. Tedavinin yaklaşık ne kadar süreceği hakkında geniş bilgilendirme, ilk görüşmenin ana konularındandır.

Tüm tıp dallarında sır saklama ve mahremiyet önemli olmakla birlikte, psikiyatride çok daha önceliklidir. Hasta-danışan, bu konuda hiçbir kuşkuya yer kalmadan ikna olmalıdır. Aile üyelerinden biri psikiyatrist ile görüşmek isterse, bu ancak hastanın rızası ile olur. Psikoterapi ve hipnoz gibi tedavi yöntemleri uygulanırken tedavinin takibi ve şaibeli durumlara meydan vermemek için kamera kaydı uygun olabilir ve birçok psikiyatrist bunu tercih eder. Danışanın onayı mutlaka alınır.

Psikiyatriye gelen hasta ruhsal sorunlarından dolayı büyük bir acı ya da sıkıntı içindedir. Ruhsal hastalık damgası ve psikiyatri ile ilgili toplumda oluşmuş önyargılar nedeniyle danışanın kaygısı ve korkusu zirve yapmıştır. İlk görüşmenin başarısı ve tedavinin devamı çoğu kez psikiyatristin bu aşırı kaygıyı yatıştırabilme becerisine bağlıdır. Doktorun saygılı ve anlayışlı yaklaşımı burada önemli bir rol oynayacaktır.

Uyumlu bir ilişki kurulduğunda doktorun empati yeteneği devreye girmelidir. Hastalar, psikiyatristin onların öyküsü ile gerçekten ilgilendiğini ve değerlendirmenin ortak bir çaba olduğunu hissetmelidir. Psikiyatrist tamamen tarafsız olarak kendini hastanın yerine koymalı ve hastanın ne düşündüğünü, ne hissettiğini doğru biçimde anlayabilmelidir. Empatide en önemli bileşen tarafsızlığı korumaktır.

Psikiyatrist, yargılayıcı olmadan hastayı dinler. Hasta belirtilerine ve davranışlarına karşı eleştiri, küçümseme, hor görme, öfke, bıkkınlık gibi olumsuz bir aktarımda bulunulmaz.

Doktor, hastanın duygu ve düşüncelerini en doğru biçimde anlamış olsa da bu yeterli değildir. İlişkiyi beslemek için bu durum hastaya iletilmeli, hasta önemsendiğinin farkında olmalıdır.

Psikiyatri - psikoterapi odasında geçirilen her dakika, paylaşılan her şey teşhis ve tedaviye katkıda bulunur. Yapılan bir esprinin, konu dışında gibi görülen bir öykü ya da anının aktarılmasının, herhangi bir konuda karşılıklı yapılan yorumların vs. hepsinin terapötik süreçte rolü büyük olabilir.

Psikiyatrik görüşme hasta-danışan merkezlidir. Psikiyatrist hastayı anlama çabasında olup, bireyin kendisini serbestçe anlatabilmesine olanak vermelidir. Görüşmede çocukluk dönemi yaşantıları, aile, eğitim, meslek, evlilik, cinsel yaşam, dini inanç ve uygulamalar, hobiler, yetenekler, ilişkiler, maddi ve manevi kayıplar ele alınarak kişilik gelişimindeki önemli faktörler öncelikle değerlendirilir. Genetik ve biyolojik özellikler gözden kaçırılmamalıdır.

Hasta ve doktor görüşmede kendilerini güvende hissetmeli, danışanın maksimum konforu sağlanmalıdır.

İlk görüşme 45-90 dakika sürebilir. Bazı olgularda 20-30 dakikalık kısa seanslar gerekebilir. Özellikle psikotik hastalar uzun seansları tolere edemez.

Psikiyatrik görüşmeler dinamik niteliktedir. Konuştukça ortaya yeni materyaller çıkar ve bunların derinleştirilmesi gerekebilir. Görüşmeler ilerledikçe bir sonraki oturumda ne görüşüleceğine birlikte karar verilebilir.

Psikiyatrik muayenede açık uçlu sorular sormak temel bir gerekliliktir. Açık uçlu sorularda bir alan tanımlanırken, nasıl cevap verileceği ile ilgili geniş bir manevra alanı bırakılır. ‘’Bana ağrınızı anlatabilir misiniz’’ açık uçlu bir soru iken, ‘’Ağrınız yaygın mı?’’ ya da ‘’Keskin mi?’’ gibi sorular kapalı uçlu sorulardır.

Psikiyatrist zaman zaman kapalı uçlu sorularla spesifik noktalar yakalamaya çalışarak konuyu toplamaya da çalışabilir.

Özetle psikiyatrik görüşme, genel olarak açık uçlu sorularla gidip kapalı uçlu birkaç soru ile bütünlüğün yakalanmaya çalışıldığı bir karışımdır.

Psikiyatrik görüşmenin bölümleri şöyledir:

  • İsim, yaş, medeni durum, meslek gibi bilgileri içeren kimlik öğrenme.
  • Hastanın kendi kelimeleriyle anlattığı ana yakınmasını öğrenme.
  • Hastalığın öyküsü ve neden şimdi yardım arayışında olduğunu belirleme.
  • Geçirilmiş psikiyatrik-psikolojik rahatsızlıkların ve uygulanan tedavilerin öğrenilmesi.
  • Madde ve alkol bağımlılığının araştırılması.
  • Geçirilmiş ve şimdiki tıbbi hastalıkların ve kullanılan ilaçların öğrenilmesi.
  • Ailedeki psikolojik ve tıbbi hastalıkların belirlenmesi. Birçok psikiyatrik hastalıkta genetik yatkınlık söz konusu olabildiğinden psikiyatrik görüşmede aile öyküsü ayrıntılı olarak alınır.
  • Doğum öyküsünden başlayarak çocukluk, ergenlik yaşantıları, meslek ve iş hayatındaki çatışmalar, evlilik ve ilişki öyküsü, anne-baba ve çevreyle ilişkiler, ilgi ve hobiler, kültürel ve dini faktörler, askerlik dönemi ve cinsel yaşam ile ilgili konular psikiyatrik görüşmenin gelişimsel ve sosyal öykü kısmıdır.

Bu bilgiler alındıktan sonra sıra ruhsal durum muayenesine gelir. Ruhsal durum muayenesi, tıbbi alanlardaki fizik muayenenin eşdeğeridir. Ruhsal durum muayenesi ile zihinsel işlevler araştırılır.

Ruhsal durum muayenesi hasta odaya girerken başlamıştır. Genel görünüm, giyilen kılık kıyafet ruhsal durum ile ilgili ilk bilgileri verir. Bunun arkasından mini mental durum testi ile bilişsel durum psikiyatrist tarafından değerlendirilir.

Motor etkinlik, konuşma, duygudurum (mood), duygulanım (affekt), düşünce içeriği, düşünce süreci, algı bozuklukları, bilişler, soyut düşünce, içgörü ve yargılama ruhsal durum muayenesinde ele alınan temel işlevlerdir. Bu sayede organik ve psikolojik zeminli ruhsal sorunlar, hastaneye yatma ihtiyacı olup olmadığı, intihar riski gibi birçok probleme isabetle yaklaşılabilir.

Bu bilgiler toplandıktan sonraki son kısım formülasyon ve tanı aşamasıdır. Tanıdan sonra tedavi planı ve öneriler hasta ile detaylarıyla konuşulur. Bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi, bazen de psikoterapi ile ilaç tedavisi uygulamak gerekebilir.

Psikiyatrik görüşme ve ruhsal durum muayenesinin her aşamasında psikiyatrist destekleme, yansıtma, cesaretlendirme, duyguların onaylanması, sessizlik, aydınlatma, çağrışım, rehberlik, derine inme, yönlendirme gibi kolaylaştırıcı ve genişletici müdahalelerle hastanın öyküsünü anlatmasını ve tedaviye uyumunu sağlamaya çalışır.

Görüşmenin son 5 ile 10 dakikası çok önemlidir. Görüşmenin bitmesine kısa bir süre kaldığı psikiyatrist tarafından çoğu kez hatırlatılarak hastanın unuttuğu ya da sona sakladığı bir konuyu konuşması sağlanmaya çalışılır. Görüşmeler devam edecekse bir sonraki görüşmenin ana konusunu saptamak önemlidir.

Özellikle alkol ve madde bağımlılığı tedavilerinde danışanla motivasyonel görüşmeler yapmak, psikiyatrinin hassas konularındandır. Psikoterapist- psikiyatrist empatiyi kullanarak hastayı anladığını göstermelidir. Hastanın güçlü yönleri belirtilerek desteklenirken, değişim için gerekli olan çelişkili duygu ve düşünceler üzerine gidilir.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Psikiyatri Uzmanı ve Psikoterapist Filiz Uluhan.