ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Antisosyal Kişilik Bozukluğu ve Psikopati

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler yaşamları boyunca sorumsuz davranışlar sergileyerek kendilerinin ve başkalarının güvenliğini önemsemezler. Tipik davranış örüntüleri başkalarının haklarını ihlal, aldatıcı davranma, saldırgan tutum, sosyal ve toplumsal kuralları çiğnemedir.

Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı koymak için birey 18 yaşından büyük olmalı ve bu davranış örüntüleri en az 15 yaşından beri bulunmalıdır. İtkisellik, ileriyi planlayamama, asabi tavırlar, sürekli sorumsuzluk ve pişmanlık duymama hali de antisosyal kişilik bozukluğu ölçütlerindendir. Yasaları çiğneme özelliklerinden dolayı sıklıkla adli olaylara karışırlar.

Psikopati ya da sosyopati ismiyle de anılan antisosyal kişilik bozukluğunda empati eksikliği, kibirli ya da abartılı bir kendini övme, söz cambazlığı ve etkileyici fakat yüzeysel bir duygulanım tipiktir. Aslında antisosyal kişilik bozukluğu bulunan kişilerin tamamı psikopati tanısına yetecek oranda bencil, duyarsız ve asalak davranışlar sergilemezler. Psikopati tanısında en önemli kriter antisosyal şiddet ve yeniden suç işleme eğilimidir. Psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğu ayırımında psikiyatri ve psikoloji dünyasında katı ve net kurallar yoktur.

Bir çok psikopat ilk tanışmada etkileyici, doğal ve hoş görünebilir. Bunlar amaçlarına ulaşmak için başkalarını duygusuzca kullanırlar. Geçmişi ya da geleceği düşünmeden mevcut anı yaşamak ve o anki çıkarları doğrultusunda her şeyi yapabilmek onlar için tamamen normaldir.

Psikopatide vicdan gelişimi yetersizdir. Söz cambazlığı ile yüksek ahlaki standartları savunsalar da davranışlarında vicdandan eser yoktur. Buna karşılık entelektüel gelişimleri gayet normaldir.

Yasaları itkisel ve sonuçlarını düşünmeden çiğneyebilen psikopatlar için istediklerini hak etmek değil, sadece almak prensibi işler. Anlık zevkler uğruna bir kalemde her şeyi silebilirler.

Antisosyal kişilik bozukluğu olanlarda alkol ve madde kullanımı/bağımlılığı yüksektir. İntihar denemeleri ve ölümle sonuçlanan intiharlar da antisosyal kişiliklerde normalin üzerindedir.

Psikopat yapılı insanlar çoğu kez etkileyici ve hoştur. Kolaylıkla kendini sevdirebilir, rahatlıkla yeni arkadaşlar edinebilir. Sıklıkla yalan söyleseler de, bu davranışlarını ustaca kamufle edebilir, aksini savunarak sizi kolayca ikna edebilirler. Yalanı yakalandığında affettirmeyi çok iyi bilirler, fakat sözlerinde durmazlar. Bundan dolayı da yakın arkadaşlıkları uzun sürdüremezler. Başkalarının sevgisini ve iyiliğini objektif olarak değerlendiremez, kimseye minnet ve şükran duymazlar. Eş olarak sorumsuz ve sadakatsizdirler.

Antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatide genetik, psikososyal ve sosyokültürel etkenler rol oynar.

Benmerkezci, duyarsız ve istismar boyutu yüksek psikopatlarda kaygı duyma özelliği ve korku koşullaması düşüktür. Bundan dolayı da cezadan etkilenme, vicdan gelişimi ve sosyalleşme için gerekli olan koşullu tepkilerin edinilmesi zayıftır.

Antisosyal kişilik bozukluğu olanlar bir suç ya da kabahat işlerken yakalandıklarında aldatma, yalan söyleme ya da kaçma gibi yöntemlerle cezalandırılma tehlikesini bertaraf etme yolunda büyük çaba sarfederler. Ayrıca ödüle yönelik baskın bir tepki örüntüleri vardır. Ödüle odaklı psikopatlar, ödüller önceki sıklıkta ya da değerde gelmediğinde derhal olumsuz tepki verirler.

Psikopatideki korku eksikliğinin empati yokluğuyla ilişkili olabileceği konusunda birçok psikiyatrist hemfikirdir.

Vicdan gelişiminde yetersizlik, yüksek düzeyde tepkisellik ve saldırganlıkta da genetik etkenler ve duygusal yetersizliklerin yanısıra, anne baba tarafından reddedilme, istismar ve ihmal, tutarsız disiplin gibi faktörler rol oynar.

Psikiyatride antisosyal kişilik bozukluğu tanısı koymak için bireylerin 8-9 yaşlarında erken başlayan davranış bozukluğu göstermeleri önemli bir kriterdir. Çocukluklarında davranış bozukluğu sergileyen çocukların antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmeleri çok nadirdir. Bu durum çoğu kez ergenlik yıllarıyla sınırlı kalacaktır. Bazı psikiyatristler dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların psikopati geliştirme oranlarının diğer çocuklara göre yüksek olduğunu bildirmektedirler.

Psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğunda tedavi oldukça güçtür. Psikiyatrik tedavide elektrokonvülzif terapi, SSRI grubu antidepresanlar, lityum ve antikonvülzan grubu duygudurum dengeleyiciler denenmiştir. Bu konuda standartize edilmiş bir tedavi şeması yoktur. Hastaların ilaçlarını almama eğilimleri de önemli bir sorun olarak psikiyatristlerin karşısına çıkmaktadır.

Birçok vaka tedavi olmasa bile suça yönelik etkinliklerde 40 yaşından sonra bir azalma görülmektedir. Biyolojik dürtülerde azalma, sosyal koşullamanın biriken etkileri ve kendine zarar verici davranışları daha iyi kavramış olmanın bunda rolü büyüktür. Bu şahıslara psikiyatri literatüründe “tükenmiş psikopatlar” denir. Benmerkezci, duyarsız ve istismarcı duygulanım ömür boyu sürer.

Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisinde bilişsel-davranışçı psikoterapiler en fazla gelecek vaat eden yöntemdir.

Genetik ve mizaç özelliklerinin, öğrenme ve kötü çevresel etkenlerin psikopati ve antisosyal kişilik bozukluğunda önemli rolleri olduğundan, okul ve aile çevresini hedefleyen önleyici programlar çok daha etkin bir mücadele yöntemidir.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Muratpaşa/Antalya, 2014 Temmuz.

Kaleminden