ANTALYA PSİKİYATRİ & PSİKOTERAPİ ve DANIŞMA MERKEZİ
Psikiyatrist / Psikoterapist Uzm. Dr. Emine Filiz ULUHAN

Kendine Zarar Verme Davranışı

Cildi eşmek, tırmalamak, yakmak veya kesmek, saçları çekerek koparmak, hatta kemikleri kırmak, organları kesmek, gözü çıkarmak kadar ağır eylemlere varacak derecede kişinin kendi dokularına zarar vermesi psikiyatride kendine zarar verme (self-mutilasyon) olarak tanımlanır.

Antik Yunan yapıtlarında geçmekte olan Oedipus’un altın broşlarını gözlerinin içine batırarak kendini kör etmesi, ortaçağda Hristiyan inancının bir ifadesi olarak rahibe ve azizlerin kendi kendilerini kamçılama, dövme, yaralama ve aç bırakmaları, bazı Şii grupların Kerbela’yı anma törenlerinde yaptıkları zincirle sırtlarına vurma eylemleri, Hollanda’lı ressam Vincent Van Gogh’un kendi kulak memesini keserek bir hayat kadınına göndermesi tarihsel önemi olan kendine zarar verme davranışlarındandır.

Karl Menninger ise 1938 yılında kendi kendine zarar vermenin kendini iyileştirme gayreti olduğunu ileri sürmüş, bunun ölüme yönelik intihara engel olduğunu savunmuştur.

Sosyal ortamlar kendi kendine zarar verme davranışını tetikleyebilmektedir. Ergenlik çağındaki gençlerin kendi derilerini keserek rahatlama çabaları, Müslüm Gürses konserlerindeki belli dinleyici gruplarının kendilerine jilet atmaları, askeriye ve cezaevi gibi disiplinize ortamlarda görülen kendine zarar verme yönelimleri sosyal ortamlarda bir salgın hastalık gibi yayılabilen kendine zarar verme davranışlarına örnek gösterilebilir.

Psikodinamik teori ise kendine zarar vermeyi ego sınırlarını ayırma çabası ya da bu kişilerin kendilerine olan öfkelerinin dışa vurumu olarak açıklar.

Kendi kendine zarar verme sıklığı 100000 kişide 700-750 civarındadır. En ağır form majör self-mutilasyon olup çoğunlukla şiddetli psikolojik bozukluklarla ilişkilidir. Mental retardasyon, şizofreni, bipolar bozukluk, madde ve alkol bağımlılığı olanlarda görülebilmekte, hastalar zombiye benzer bir ruh haline girmektedir. Göz çıkartılması, deri yüzme, uzuv ya da genital organ ampütasyonu bu grupta gözlenir. Hastalar karşı konulmaz biçimde hipnotize olduklarını tariflemekte, karşı konulmaz bir dürtü ile eylemlerini gerçekleştirmektedirler. Dini suçluluk duyguları da etkenler arasındadır.

Kafa vurma, saç çekme, kendini ısırma, cilt ve boğazda oyuk açma gibi eylemler stereotipik self-mutilasyon grubundadır. En çok mental retardasyon ile ilişkilidir. Şizofreni, otizm ve Tourette sendromu da stereotipik kendine zarar vermeye yol açan diğer psikolojik bozukluklardandır. Hastalar çoğu kez ne yaptıklarının farkında değildirler.

En sık görülen self-mutilasyon yani kendine zarar verme durumu ise yüzeysel-ılımlı tiptir. Bu tip farkında olmadan saç çekme ya da cildi kazıma şeklinde kendini gösteren kompulsif tip, fizyolojik şoku kullanarak negatif duygu durumdan kaçmayı sağlayan bilerek kendini kesme ve yakma ile seyreden episodik tip ile düzenli ve törensel biçimde kendine zarar verme eylemini içeren repetitif tip olarak üçe ayrılır.

Repetitif tip daha çok yeme bozukluklarıyla ilişkilendirilmektedir. Kompulsif tipin en sık görüleni ise trikotilomani ya da saç çekmedir. Tırnak yeme, yara kabuğu ve deri oyma ve kaşıma ise diğer sık görülen eylemlerdir. Epizodik tipte ise cilt kesme, cilt yakma, iğne sokma, kemik kırma görülebilir. Bu davranışlar borderline, histriyonik ve antisosyal kişilik bozukluğunda, post travmatik stres bozukluğunda, madde kullanım bozukluklarında ve yeme bozukluklarında klinik tabloya eşlik edebilirler. Episodik ve repetitif self-mutilasyon özellikle yeme bozukluklarında buzdağının görünmeyen kısmını oluşturur.

Deri kesme, oyma ve delme kompulsif kendini yaralama, kendine zarar verme kategorisine girse de kulak delme, kaş alma, küçük dövme yaptırma gibi eylemler güzellik arttırıcı ve sosyal açıdan anlamlı sayıldığından patolojik olarak değerlendirilmemektedir. Ergenliğe girişte bazı gençlerin yetişkin dünyasına kabul edilmek ve akranları arasında statüsünü güçlendirmek amacıyla yaptıkları bedene acı verici uygulamalar da çoğu kez geçici olmakta ve bir dereceye kadar normal sayılmaktadır.

Kendine zarar verme davranışı ile intiharlar arasında da ince bir çizgi vardır. Self-mutilasyon (kendine zarar verme) kendine, başkalarına ya da topluma duyulan öfke ve düş kırıklığının ifadesi olarak hem kendine hem de dünyaya duyulan öfkeyi ifade eden bir çığlık olmakta, intiharda ise birey kendine dönük umutsuzluk ve hayal kırıklıkları nedeniyle yaşamaya devam etme arzusunu yitirmektedir.

Kendine zarar vermenin tedavisinde en etkili tıbbi yaklaşım psikoterapi ve ilaç tedavisinin birlikte kullanımıdır. İyi bir terapist kişinin self mutilasyon ile ilişkili duygularını ve düşüncelerini anlamasına yardımcı olacaktır. Ayrıca kendine zarar verme eylemlerinin yerine geçebilecek alternatif olumlu davranışlar üzerinde çalışılacaktır.

Self mutilasyona özel bir ilaç olmasa da anksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk ve uyku bozuklukları gibi yandaş patolojilere yönelik ilaçlar tedavide oldukça etkilidir.

Son yıllarda imgeleme (imagery) olarak adlandırılan yeni bir psikoterapi yöntemi kendine zarar verme davranışının tedavisinde kullanıma girmiştir. Bu yöntemde bir olayın imgesine ya da anısına yönelik verilen psikofizyolojik tepkiler kullanılarak self-mutilasyon sırasında yaşanan deneyimlere verilen tepkiler taklit edilmektedir. EMDR tedavisi de travmatik anıların çözümlenmesini sağlayarak tedavide fayda sağlar.

Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi, Ruhsal Hastalıkların Psikoterapisi, Lara/Muratpaşa/Antalya.

Psikiyatri Uzmanı ve Psikoterapist Doktor Emine Filiz Uluhan.