İlişkilerde Alma Verme Dengesi
İlişkilerde alma verme dengesi.
İnsan, doğası gereği ilişki kurmaya ve iletişimde kalmaya ihtiyaç duyar. Doğduğu andan itibaren, önce anneyle sonra aileyle bağ kurar. Zamanla arkadaşlar, öğretmenler derken hayatına giren diğer insanlarla bağ kurmaya devam eder. Bu nedenle ilişkiler, insan yaşamının temelidir. Çünkü insan sadece fiziksel ihtiyaçlardan ibaret değil; anlaşılmaya, görülmeye, değer vermeye, ait olmaya ve sevilmeye ihtiyaç duyar.
İlişkiler, bireyin kendini tanımasında önemli bir yere sahiptir. İnsan çoğu zaman kendisini, duygularını, sınırlarını, korkularını ve ihtiyaçlarını ilişki içinde fark eder. Sevildiğinde değerli, reddedildiğinde kırılır ve değersiz hisseder. Bu nedenle ilişkiler sadece iki insan arasındaki bağ değil, aynı zamanda kişinin kendi iç dünyasını yansıttığı bir yerdir. Sağlıklı ilişkiler bireyin psikolojik iyilik halini destekler ve güçlendirir. Güven veren, anlaşılabildiğini hisseden ilişkiler kişinin kendini güçlü ve huzurlu hissetmesini sağlar. Zor zamanlarında birisinin yanında olduğunu bilmek insanın stresle baş edebilmesini kolaylaştırır. Çünkü insan duygularını paylaşabildiği kadar hafifler. Sağlıklı ilişkiler sadece sevgiyle değil, karşılıklı anlayış, emek ve dengeyle güçlenir. Çünkü gerçek denge, her iki tarafın da duygusal, zihinsel ve davranışsal olarak ilişkiye katkı vermesidir. Bu denge bozulduğunda kırgınlık, yorgunluk ve değersizlik hisleri ortaya çıkar.
Alma- verme dengesi, ilişkide her şeyin tamamen eşit olduğu anlamına gelmez. Her iki tarafın da kendini yeterince görülmüş, değerli ve önemsenmiş hissetmesidir. Hayatın bazı dönemlerinde bir taraf daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir. Burada önemli olan ilişkinin bütününde karşılıklı çabanın hissedilmesidir. Birisini anlamaya çalışmak, yanında olmak, ihtiyaçlarını önemsemek ve duygusal anlamda karşılık verebilmek en önemli paylaşımlardandır. Fakat denge bozulduğunda sessiz kırgınlıklar başlar. Bir taraf sürekli fedakarlık yapan, dinleyen ve çabalayan konumdayken diğeri çoğu zaman sadece alan ve kendi ihtiyaçlarını ön planda tutan tarafta kalabilir. Çoğunlukla sevgi adına yapılan bu fedakarlıklar zamanla duygusal olarak kişiyi tüketir.Başlangıçta dile getirilmeyen küçük hayal kırıklıkları zamanla büyüyerek duygusal uzaklaşmaya dönüşebilir. İnsan sadece vermek değil, görülmek, anlaşılmak ve karşılık almak ister.
Sağlıklı ilişkilerde taraflar zaman zaman farklı yoğunlukta destek verebilir. Bir taraf ihtiyaçlarını dile getirir, diğer taraf dinler ve karşılıklı empati kurarak ilişki desteklenir. Sürekli ilgi görmek, destek almak isteyen fakat aynı karşılığı vermekte zorlanan bireyler ilişkide dengesizlikler yaratır. Aslında alma verme dengesi sınırlarla ilişkilidir. Kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi, yorulduğunda durabilmesi ve gerektiğinde hayır diyebilmesi önemlidir. Sürekli kendinden ödün veren birisi zamanla kendi duygularıyla olan bağlantısını kaybeder. Oysa sağlıklı ilişkilerde birey hem kendini hem de karşısındaki kişiyi önemseyerek ilişki kurabilir. Alma-verme dengesi kişinin kendilik değeriyle de ilişkilidir. Sürekli eleştirilmek, değersiz hissetmek, anlaşılmamak ya da duygusal olarak ihmal edilmek bireyin benlik algısını olumsuz etkiler. Kendini değerli hisseden bir birey ilişkilerinde ihtiyaç duyulduğunda hem destek verebilir hem de destek alabilir.
Özellikle çocukluk döneminde kurulan ilişki bağları, bireyin ilerideki hayatını ve ilişkilerini şekillendirir. Bir çocuğun dünyayı algılama biçimi, kendisiyle ilgili düşünceleri ve diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin temeli büyük ölçüde bu dönemde oluşur. Çocukluk döneminde kurulan ilişki bağları, bireyin yetişkinlik dönemindeki duygusal ilişkilerini, güven duygusunu ve kendilik algısını etkiler. Çocukluk döneminde sağlıklı bağ kurabilen çocuklar, kendi ihtiyaçlarını ifade etmeyi ve gerektiğinde yardım istemeyi daha çabuk öğrenir.Çünkü duyguları görülen ve önemsenen bir çocuk, kendini değerli hisseder.Bu durum ileride kuracağı ilişkilerde de alma- verme dengesini geliştirmesini sağlar. Ancak her çocuk aynı ortamda büyüyemez. Sevginin koşullu olduğu bir ortamda büyüyen çocuklar, yetişkinlikte kabul görebilmek için sürekli kendisini kanıtlama ihtiyacı duyabilir.Yalnızca başarılı olduğunda takdir edileceğini düşünen bir çocuk, ilişkide kendini kabul ettirmekte zorlanır.Böyle çocuklar sevgiyi alabilmek için sürekli vermesi gerektiğine inanır. “Herkesi mutlu edersem sevilirim” gibi düşünce geliştirir. Çocukluk döneminde öğrenilen ilişki modeli çoğu zaman bilinçdışı tekrar edilir.Kişi farkında olmadan çocukluk döneminde hissettiği sevgisizlik ya da onay ihtiyacını yetişkinlikte telafi etmeye çalışır.Bazı bireylerde ise, tam tersi duygusal yakınlığa karşı mesafelidir.Çocuklukta ihtiyaçları tutarsız bir şekilde karşılanan ve güven duygusu gelişmeyen bir çocuk ilişkilerinde almakta zorlanabilir. Özellikle yardım istemek, duygularını paylaşmak gibi davranışlar zorlayıcı olabilir.
İlişkilerde Alma-Verme Dengesini Doğru Kurabilmek İçin Öneriler:
1.Öncelikle kendi ihtiyaçlarınızı fark edin. Sürekli karşı tarafın ihtiyaçlarına odaklanmak zamanla kişinin kendini ihmal etmesine neden olur. Sağlıklı bir ilişkide kişinin kendi duygularını ve ihtiyaçlarını önemsemesi gerekir.
2. Duygularınızı açıkça ifade edebilmeyi öğrenin. Kırıldığınızda ya da bir desteğe ihtiyaç duyduğunuzda bunu karşı tarafa ifade etmekten çekinmeyin.
3.İlişkilerinizde sürekli veren taraf olup olmadığınızı gözlemleyin. İlişkide hep karşı tarafı memnun eden, anlayan, alttan alan ve çaba gösteren taraf siz oluyorsanız, zamanla tükenmiş hissedebilirsiniz.
4.Hayır diyebilmeyi öğrenin. Kendi sınırlarınızı koruyamadığınız durumlarda öfke ve kırgınlık biriktirebilirsiniz. Her isteği karşılamaya çalışmak, evet demek sağlıklı bir denge oluşturmaz.
5.Karşı tarafın emeğini fark edin ve takdir edin. Küçük teşekkürler, görülmek ve değerli hissetmek ilişkide duygusal yakınlığı güçlendirir.
6.Özveri ile kendini feda etmek ve yok saymayı karıştırmayın. Her ilişkide zaman zaman özveri yapmanız gereken durumlar gelişebilir. Ancak özveri demek, kişinin kendinden vazgeçmesi demek değildir.
7.Alma-verme dengesinin her zaman birebir eşit olmayacağını kabul edin. Hayatın bazı dönemlerinde bir taraf daha fazla desteğe ihtiyaç duyabilir. Önemli olan ilişkinin genelindeki karşılıklı çaba, emek ve değerlilik hissidir.
Psikolog Funda Buharalı. Antalya Psikiyatri, Psikoterapi Antalya.